logo2

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ

NAMAZI DOĞRU KILABİLME ŞUURU

Dinimizdeki en önemli ibadetlerden biri de namazdır. İslam’ın beş şartından biri olan Namaz, dinin direği, müminin miracıdır. İnsanı maddi-manevi kirlerden temizler. Kur’an-ı Hakîm’de şöyle buyrulmaktadır: “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” Bir Hadis-i Şerifte ise namazın önemi şöyle belirtilir; “Kıyamet gününde kulun ilk hesaba çekileceği şey farz namazdır…”
İbadetlerin her birinin Allah katında Hazırlayan: Abdullah İNCE, Adapazarı Çerçiler M.C. İ.H.
Ankebût, 29/45.
Tirmizi, Salat 188; Ebu Davud, Salat 145.
Bakara, 2/3.
Mü’minun, 23/1-2.
Buhari, Ezan 93; Ebu Davut, Salât 161.
Ankebut, 29/45.
Bakara, 2/110.
ki değerini belirleyen esas; niyet, samimiyet ve ibadet ederken ki şuur halidir. İbadetlerin şekline özen gösterildiği gibi samimi ve içten olmasına da özen gösterilmelidir. Namaz ile ilgili ayet-i kerimelerde de müminlerden ‘namazı dosdoğru kılmaları’ istenmektedir. Bir ayette “Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.” buyrularak namazda derin bir saygıyla Allah’a yönelen müminler övülmüştür. ‘Derin saygı’ anlamına da gelen huşu kelimesi; Rabbimizin azamet ve celâli karşısında kendi küçüklüğümüzün farkına varmaktır. Nefsi, Hakk’ın emrine baş eğdirip edep ve tazimle, başka bir şeye yönelmeden kalpten Allah Teala’ya büyük bir saygı duymaktır.

Kalp saygı hissiyle dolunca vücut organlarında bir sükûnet meydana gelir. Gözler sağa-sola değil, secde yerine bakar. Başka bir düşünceye iltifat edilmez. Buna göre huşû sayesinde, namazın şartlarından olan niyetin samimiliği ve namazın düzgün kılınması anlamındaki tadil-i erkân da yerine gelmiş olur. Hz. Aişe (r.anha)’den rivayet olunur ki: “Rasûlallâh (s.a.v.)’e, namazdayken yüzü başka tarafa çevirip bakma hakkında sordum.” Buyurdu ki: “O çalmaktır ki, şeytan kulun namazı(nın sevabı)ndan çalar ve kaçar.”

Aziz Müminler!
Namazda esnemek, uyuklamak, kaşınmak, oraya buraya bakmak, sıkışık abdestle namaz kılmak, Allah’tan başkasını düşünmek namazdaki huzuru ve zevki yok eder. Hak Teala Hazretleri bizlerden, sıradan, isteksizce kılınan bir namaz yerine; tadil-i erkânına uyularak, ne yaptığımızın şuurunda olarak, hakkı verilerek kılınacak bir namaz istemektedir. Öyle ki kılacağımız namaz sadece seccadenin üzerinde kalmayacak, kişisel ve sosyal hayatımıza aksedecektir. Kılacağımız namaz bizi “çirkin davranışlardan ve kötülüklerden alıkoyacaktır.” Eğer namazı böyle kılabilirsek ancak o zaman namazın hakkını vermiş oluruz. Aksi halde isteksizce, insanlardan utanarak, gösteriş maksadıyla kılınan namazlardan arzuladığımız faydayı göremeyiz.

Bu sebeple namaz kılmadan önce abdestimizden emin olalım ve niyetlerimizi sağlam yapalım. Daima helal lokma yemeye gayret edelim. Dini bilgilerimizi doğru ve sağlam kaynaklardan alıp inancımızı sağlam tutmaya çalışalım. Batıl inançlardan uzak duralım. Namazdayken ahiret hayatını, ölüm, cennet ve cehennem gibi konuları düşünerek, kalpte huşu hislerini harekete geçirelim. Bu hususlar aynı zamanda mümine sıkıntı veren vesvesenin de ilacıdır.

Yaptığımız bütün ibadetlerimizde olduğu gibi, kıldığımız namazlarda da tek amacımız Yüce Mevla’nın rızası olsun. Kıldığımız namazlar kıyamet günü bizim kurtuluşumuz için vesile olsun. Hutbemi bir ayetin meali ile bitiriyorum; “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin; önceden kendiniz için hayır olarak neyi takdim ederseniz, onu Allah katında bulacaksınız. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görendir.”

namazı doğru kılabilme şuuru