besmele

12-sav

Bir kimsenin, kendisinin ve çoluk çocuğunun ihtiyaçlarını helalden kazanması, kimseye muhtaç kalmaması için çalışması, birçok nafile ibadetten daha sevabdır. Resulullah efendimiz, bir sabah, Eshabı ile konuşurken, kuvvetli bir genç, erkenden dükkanına doğru geçer. Orada bulunanlarda bazısı;
-Erkenden dünyalık kazanmaya gideceğine, buraya gelip birkaç şey öğrenseydi daha iyi olurdu, deyince, Resulullah efendimiz;

-Öyle söylemeyiniz! Eğer kimseye muhtaç olmamak ve ana, baba, çoluk çocuğunu da muhtaç etmemek için gidiyorsa, her adımı ibadettir. Eğer, herkese öğünmek, keyif sürmek niyyetinde ise, şeytanla beraberdir buyururlar.

Çalışmak, malı arttırır ise de, rızkı artırmaz. Çünkü rızık, mukadderdir yani herkesin rızkı takdir ve taksim edilmiştir. Rızık, maaşa, mala, çalışmaya bağlı değildir. Böyle olmakla beraber, çalışmak lazımdır. Allahü teâlânın adet-i ilahiyyesi böyledir. Peygamber efendimiz; (Bir Müslüman, helal kazanıp, kimseye muhtaç olmaz ve komşularına, akrabasına yardım ederse, kıyamet günü, ayın ondördü gibi parlak, nurlu olacaktır) buyurmuştur.

Hazret-i Ömer buyurdu ki:
“Çalışınız, kazanınız, Allahü teâlâ rızkımı çalışmadan gönderir, demeyiniz! Allahü teâlâ, gökten para yağdırmaz.”

Hazret-i Lokman hakim, oğluna hitaben; “Çalış, kazan! Çalışmayıp, herkese muhtaç kalanların dini ve aklı noksan olur ve iyilik etmekten mahrum kalır ve herkesten hakaret görür” buyurmuştur.

Din büyüklerden bir zata;
-Özü sözü doğru olan tüccar mı, yoksa geceleri nafile namaz kılan, gündüzleri oruç tutan abid mi yüksektir, diye sual edilince, o zat;
-Emin olan tüccar daha kıymetlidir. Çünkü, şeytanla her saat cihad etmektedir. Şeytan, alışta, verişte, tartmada onu aldatmaya uğraşmakta, o ise Allahü teâlânın emrini, rızasını gözetmektedir, buyurur.

İmam-ı Evzai hazretleri, İbrahim Edhem hazretlerini sırtında odun taşırken görünce;
-Niçin bu kadar sıkıntı çekiyorsunuz? Kardeşleriniz, sizi hiçbir şeye muhtaç bırakmaz, der. İbrahim Edhem hazretleri;
-Öyle söyleme, hadis-i şerifte; (Helal kazanmak için sıkıntı çekenlere Cennet vacib olur) buyuruldu cevabını verir.

Mal müminin yardımcısıdır. Çalışmalı, helalden kazanmalıdır. Ahir zamanda insanlar, muhtaç kaldıkları zaman, dinlerini verip muhtaç oldukları şeyleri almakla karşı karşıya kalırlar. Bu sebeple, dini vermemek için çalışmalıdır. Hadis-i şerifte; (Elinin emeği, alnının teri ile ye, dinini satıp yeme!) buyuruldu.

Haramdan kazanılanı yemek, kalbi karartır ve hasta eder. Zünnun-i Mısri hazretleri buyuruyor ki:
“Kalbin kararmasının dört alameti vardır: 1- İbadetin tadını duymaz. 2- Allah korkusu, hatırına gelmez. 3- Gördüklerinden ibret almaz. 4- Okuduklarını, öğrendiklerini anlamaz, kavrayamaz.”

Ebu Süleyman-ı Darani hazretleri buyurdu ki:
“Helalden bir lokma az yemeyi, akşamdan sabaha kadar nafile namaz kılmaktan daha çok severim. Çünkü, mide dolu olunca, kalbe gaflet basar ve insan Rabbini unutur.”

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
“Bu dünya, ahiret yolcularının bir konak yeridir. İnsana burada yiyecek ve giyecek lazımdır. Bunlar ise çalışmadan ele geçmez. Her an mal kazanmak için uğraşan aldanmıştır. Hem ahiret için hazırlanmalı, hem de dünya ihtiyaçlarını kazanmalıdır. Fakat, bunları da, ahiret yolculuğunda lazım olduğunu düşünerek kazanmalıdır.”

Netice olarak her Müslüman, çalışmalı, helalden kazanmalı, aldığı her şeyi, helal mi, haram mı araştırmalıdır. Aldığı şeyde hakkı olanlara vermeyi, fakirlere, gariblere yardım etmeyi düşünmelidir. Çünkü insanların iyisi, insanlara iyilik edendir. İnsanların kötüsü de, insanlara kötülük edendir. İnsan, kazandığına kanaat etmeli, Allahü teâlânın taksimine razı olmalıdır. Hadis-i şerifte; (Kanaat eden doyar) buyuruldu.

Sehl bin Abdullah Tüsteri hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Yolumuzun esası üç şeydir: Helal yemek, ahlak ve amelde Resul aleyhisselama uymak ve her işi, yalnız Allah rızası için yapmaktır.”

İlgili Yayınlar: