Hadisleri Kur’ân-ı Kerîm ile Birlikte Ele Almak
Bir hadisi anlamaya çalışırken ve değerlendirirken göz önünde bulundurulacak
ilkelerden birisi de, o hadisin Kur’an’la birlikte ele alınmasıdır.
Hadiste ifade edilen hususlar, öncelikle Kur’an’ın sarih/açık âyetleriyle veya
geneliyle karşılaştırılır ve hadis, Kur’an’ın bütünlüğü açısından ele alınır.
Allah’tan gelen vahyi insanlara ulaştırmak için elçi seçilen Hz. Peygamber,
hiç kuşkusuz Kur’an’ı en doğru biçimde anlayan ve ve uygulayan kişidir.
Bu nedenle ilkesel olarak Kur’an ile hadisler arasında bir çelişki ve aykırılıktan
söz edilemez. İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin ifadesiyle, “Allah’ın

 

esûlü, Allah’ın Kitabı’na muhalefet etmez; Allah’ın Kitabı’na muhalefet
eden de Allah’ın Resûlü olamaz.”167
Hadislerin Kur’anla karşılaştırılması fikri, Hz. Peygamber’in ve
sahâbenin ileri gelenlerinin bu yöndeki uygulamalarına dayanmaktadır.
Rivayet edildiğine göre İbn Abbâs bir gün Hz. Âişe’ye gelmiş
ve Hz. Ömer’den naklen Hz. Peygamber’in, “Allah, geride kalan yakınlarının
arkasından ağlaması nedeniyle mümine azap eder.” buyurduğunu
söylemişti. Bunun üzerine Hz. Âişe, “م ُكُ ُ
ْ�آ ُن َ ح ْسب
ُْقر
ال” “Size Kur’an yeter.”
diyerek bu konuda Kur’an’daki bilgileri de göz önünde bulundurmalarını
tavsiye etmiş, ardından suçun şahsiliği ilkesine atıfta bulunan,
“Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez.” mealindeki
âyeti168 okuyarak ilgili hadisin eksik ve yanlış olarak nakledildiğini
belirtmiştir.169
Hadislerin Kur’an’la karşılaştırılması ile kastedilen, her hadisin doğrudan
Kur’an’da bir teyidinin veya karşılığının bulunması değil, Kur’an’la
karşılaştırılan hadisin Kur’an’ın sarih âyetlerine yahut belirlediği ilkelere
aykırı olmamasıdır. Ancak hadislerin Kur’an’la karşılaştırmasının yapılması
ve uyumunun tespit edilmesi işlemi, bu konuda yeterli düzeyde bilgi
birikimi gerektiren hassas bir iştir. Bu sebeple hadislerin Kur’an ile karşılaştırılmasının
uzmanlık gerektiren bir iş olduğu unutulmamalıdır.170