islami sohbet

islami sohbet

s

 

selamun aleykum değerli  kardeşlerim  bu gün ki  konumuz ise tasavvufta her şey,hiçlik halini idrak ettikten sonra başlar. ve ne anlama  geliyor  bunun hakkında sizler kısa bir şeyler paylaşmak istiyorum.  ”Ebûʼl-Hasan Harakānî Hazretler” 

kısa  bu konu  hakkında  bir şeyler  paylaşmak istiyorum

Ebûʼl-Hasan Harakānî Hazretleri buyurdular ki

“Yüce mertebelere ulaşan Hak dostları, ihlâsla yaptıkları amelleri yanında, nefislerini de tezkiye ettikleri için yükseliyorlar.”[1]

“Nasıl ki namaz ve oruç farzdır, îfâsı mecbûrîdir, aynı şekilde gönülden, kibri, hasedi ve hırsı bertaraf etmek de zarurîdir.”[2]

Hakîkaten bütün Allah dostlarını zirveleştiren sır; bu tevâzû, hiçlik ve yokluk hâlidir. Bunun içindir ki ârif zâtlar; “Sen çıkınca aradan, kalır seni Yaratan!” buyurmuşlardır.

Nefsin en zor terk edebildiği kötü huy ise; gurur, kibir ve enâniyettir. İlk mutasavvıflardan Ebû Hâşim es-Sûfî:

“Kalpte yer etmiş bir kibri kazımak, dağları iğne ile kazmaktan daha zordur.” buyurmuştur. Fakat bu başarılmadıkça da, mânen tekâmül edebilmek ve dînin hedeflediği “kâmil insan” hâline gelebilmek mümkün değildir. Nitekim bir hadîs-i şerîfte;

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennetʼe giremez.” buyrulmuştur. (Müslim, Îmân, 147)

Bu bakımdan; gurur, kibir, ucub ve enâniyet; mânevî yolun kanseridir. Tasavvufî terbiyenin gâyesi de; nefsaniyetten doğan “ene” yani “ben” demeyi terk edip, enâniyete iptal mührünü vurabilmektir.

Ârif gönüllerde husûsî bir yeri bulunan Hallâc-ı Mansûrʼun hâlini, mânâ âleminde seyredenlerden nakledildiğine göre; onu darağacında astıkları vakit İblis yanına geldi ve:

“–Bir  ene sen dedin, bir «ene» de ben dedim. Nasıl oluyor da bu yüzden senin üzerine rahmet, benim üzerime ise lânet yağıyor!” diye sordu.

Hallâc, İblis’e şöyle cevap verdi:

“–Sen, «Ene» demekle kendini Âdem’den üstün gördün. Kibrini ortaya koydun. Ben ise «Ene’l-Hak» dedim, kendi varlığımı Hak’ta yok ettim. (Tıpkı bir nehrin okyanusa karışınca artık nehirliğinden iz kalmaması gibi benliğimi erittim, Rabbime tam bir teslîmiyetle râm oldum.)

Benliği ortaya koymak demek olan kibir, Cehennem alâmetidir. Benliği bertaraf etmek, yani Hak’ta fânî olmak ise, «hîç»liğin ifâdesidir. Bu sebeple bana rahmet, sana ise lânet ve zillet indi.”

Şeytan -aleyhillâ‘ne-, Cenâb-ı Hakkʼın emrine îtiraz edip Oʼna karşı ilk isyânı işlediğinde, günahını itiraf edip af dileyeceği yerde, gurur, kibir ve enâniyetinin esiri olup hatâsında ısrar etti, günahından pişmanlık duymadı. Nefsini kınayıp tevbe edeceği yerde, inat ve gururunun kurbanı oldu. Böylece Cenâb-ı Hakkʼın lânetine dûçâr oldu.

Hazret-i Âdem -aleyhisselâm- ile Hazret-i Havvâ vâlidemiz de, şeytana uyup Allâhʼın yasakladığı ağacın meyvesinden tadarak, insan neslinden zuhûr eden ilk günahı işlediler. Fakat onlar, şeytanın yaptığı gibi hatâlarını bahânelerle örtbas edip kendilerini temize çıkarmaya çalışmak yerine, hemen nefislerini kınayıp gerçeği samimiyetle îtiraf ettiler:

“Dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, mutlakâ ziyan edenlerden oluruz.”(el-A’râf, 23)

Yanlıştan dönme fazîletini sergileyip, pişmanlık ve mahcûbiyet içinde, Cenâb-ı Hakkʼın rahmet ve mağfiretine sığındılar. Samimî gözyaşlarıyla yaptıkları tevbe ve istiğfarları Cenâb-ı Hak tarafından kabul olununca da, ilâhî lûtfa nâil oldular.

Bu bakımdan tasavvufun en büyük mücâdelesi; Rabbine karşı nefse haddini bildirmektir. Zira nefis, ibadet hâlinde dahî kendini beğenir, başkalarının noksanlıklarına takılarak dolaylı yoldan kendini üstün görür.

Kaynak:  Osman Nuri Topbaş

https://www.islamisite.net/wp-content/uploads/2019/02/islamisite.net_.jpghttps://www.islamisite.net/wp-content/uploads/2019/02/islamisite.net_.jpglodosİSLAMİ SOHBETdini sohbet,hiçlik halini idrak ettikten sonra başlar.,islami radyo,islami site,İSLAMİ SOHBET,tasavvufta her şey
s   selamun aleykum değerli  kardeşlerim  bu gün ki  konumuz ise tasavvufta her şey,hiçlik halini idrak ettikten sonra başlar. ve ne anlama  geliyor  bunun hakkında sizler kısa bir şeyler paylaşmak istiyorum.  ''Ebûʼl-Hasan Harakānî Hazretler''  kısa  bu konu  hakkında  bir şeyler  paylaşmak istiyorum Ebûʼl-Hasan Harakānî Hazretleri buyurdular ki “Yüce mertebelere ulaşan Hak dostları, ihlâsla yaptıkları...