“Yılbaşı” kutlamaları toplumumuzun hatrı sayılır bir kesimi tarafından dine aykırı olarak yorumlanır. Kanımızca bu hususun ardında “Yılbaşı”nın “Noel” ile karıştırılması yatmaktadır. Hıristiyan inanışına göre İsa Peygamber’in doğum günü olarak kabul edilen Noel 24 Aralık akşamı ve 25 Aralıkta kutlanır, yılbaşı ise 31 Aralığı 1 Ocağa bağlayan gece kutlanır. Esasen ne Noel’i ne de yılbaşını kutlamakta dini bir engel vardır. Şimdi yılbaşını kutlamanın neden haram olmadığını kısaca açıklayalım.
Dinimizde bir eylemin yasak olması için Kuran’ın bir hükmüyle çelişmesi gerekmektedir. Bu bağlamda yeni bir yıla girilmesinin kutlanması dinen sakıncalı değildir. Müslümanlar yeni bir yıla ümitle girebilir, onun gelişini kutlayabilirler. Dinen sakıncalı eylemlerden kaçındıkları sürece –ki dinen haram olmayan eylemler haram olanlarla kıyaslanmayacak kadar fazladır- bugünün kutlanmasında bir sakınca yoktur. Hatta Müslümanlar, en azından gecenin belli bir bölümünde, geçen yılın muhasebesini yapabilir, gelecek yıl için Allah’a dua edebilirler. Böyle bir durumda yılbaşı dinen olumlu bir geceye dönüşebilir. Sonuç olarak dinen sakıncalı olan yılbaşını kutlamak değildir. Yılbaşında sergilenen içki içme, zina yapma, kumar oynama, israf etme gibi eylemler ise diğer günlerde olduğu gibi bu günde kaçınılması gereken eylemlerdir.

Bu tür bir kutlamanın kültürümüzde yeri olmadığı iddiasına da kısaca değinmek istiyoruz. Bir eylemin Türk örf ve âdetinde yeri olmaması onu dinen sakıncalı kılmaz. Ne yazık ki din ile geleneği, örfü ve adeti eşitleme geleneği toplumumuzda yaygındır. Sadece halk düzeyinde değil, toplumu aydınlatması beklenen yetkililer düzeyinde de bu yanılgıya sıklıkla rastlanabilir. Bir eylem Kuran’ın genel veya özel hükümlerine aykırı olmadığı sürece caizdir. Toplum tarafından benimsenip benimsenmemiş olması onu daha “İslami” kılmaz. O halde sırf Batı’dan geliyor diye bir kutlamayı yasaklamak hatalı bir eğilimdir. Nitekim doğum günü veya mezuniyet kutlamaları gibi birçok kutlama da Batı kökenlidir. Hatta yemek yeme alışkanlıklarımızdan tutun da kıyafetlerimize kadar Batı’dan kültürel olarak birçok şey aldığımız söylenebilir. Bu tür etkilenmeler gayet doğaldır, tarihin her döneminde hâkim kültür diğerlerini etkiler. Bu etkilenmelerin sakıncalı olup olmaması ayrı bir tartışmadır, ancak şurası kesindir ki bir eylemi, geleneği Batı’da var diye reddetmek Kuran’ın bir gereği değildir. Hoşumuza gitmeyen her eylemi “caiz değil” diye yaftalamak hatalıdır.

İlgili Yayınlar: