Vicdan, insana güzel davranışı ve güzel düşünceyi söyleyen, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilmesini, yönünü bulabilmesini sağlayan içindeki sestir. Önemli bir özelliği tüm insanlarda ortak olmasıdır. Bir insanın vicdanına göre doğru olan, koşullar değişmedikçe diğer insanların vicdanlarına göre de aynıdır. Vicdanlar çatışmaz; çünkü vicdan Allah’ın ilhamıdır.

Şuur sahibi olduğu andan itibaren her insan vicdanının söylediklerinden sorumludur. Çevresindeki olayları idrak edebilen insan, nefsi ile vicdanını ayırt edebilecek kabiliyeti ve vicdanına uyabilecek iradeyi kazanmış demektir. Artık bundan sonra tercih ettiği yola göre sorgulanacak ya ebedî mutluluğa lâyık olacak ya da ebedî mutsuzluğa sürüklenecektir.

Birçok insan bu gerçeklerden haberdar olmasına rağmen nefsânî tutkularının ardında, Allah’ın dosdoğru yolundan yüz çevirir, tâlî yollara sapar. Bu arada vicdanen rahatsızlık hisseder. Buna da çözümü hazırdır; çeşitli mazeretler ileri sürerek bu duygusunu bastırmaya çalışır. Mazeretlerinden biri de ‘çoğunluk böyle davranıyor’ mantığıdır.

Çok sayıda insan, vicdanlarına uymanın değil, onaylamıyor da olsa çoğunluğun yaşam tarzına ayak uydurmanın zorunlu olduğunu düşünür. Onlara göre, toplumun her bireyi bu kurallarla yaşamak zorundadır.

Kur’an ahlâkını gerçek anlamda kavramamış olan bu kişilere göre; dünyada Rabbimizin emirleri dışında da insanların uyması gereken bazı kurallar vardır ve insan da sosyal bir birey olduğuna göre bu kurallara uymak zorundadır. Amaç da toplumun bireylerinin hoşnutluğudur ve tek endişeleri, “insanlar ne der, ne düşünürler, benim hakkımda şöyle düşünmesinler, böyle konuşmasınlar” gibi düşüncelerdir.

Kendileri gibi aciz birer kul olan insanlara tâbî olan, o insanların görüşlerini kesin doğru olarak kabul eden kişiler, akıllarını ve vicdanlarını kullanmadıkları için, zamanla işitmez ve görmez hâle gelirler.

İnsanda imânî derinlik ve vicdanın yükselmesi çok önemlidir. İnananlar, her zaman doğruyu işaret eden vicdanlarının sesini dinleyen insanlardır. Dini yalnızca kendi vicdanlarında yaşamaz, diğer insanlara da Rablerinin nimetini durmaksızın anlatma, iyiliği emredip kötülükten sakındırma ve “yeryüzünde fitne kalmayıncaya kadar” fikir mücadelesi yapma çabası içindedirler. Allah’a aşkla bağlı, yüksek vicdanlı insanların Kur’an ahlakını anlatmaları, coşkulu olmaları, diğer insanları da olumlu etkiler, şevk verir. Samimi çaba gösteren insanlar gayreti artırır, örnek insan olur. Vicdan sahibi, kararlı, samimi örnek insanların sayılarının artması gereklidir.

Etrafa çok samimi ve akılcı bakmalıyız. Allah her şeyi görür; insanlar görmüyorsa da Allah görür. İnsanların görmediği yerde de Allah’tan korkmak çok önemlidir. Bu yüzden vicdanımızı sürekli diri tutmalıyız.

İnsanlar genellikle vicdanlarına baskı yapar, vicdanlarını boğarak yaşarlar. Bu yüzden samimiyet çok önemli bir özelliktir. Samimi olmalıyız; vicdanımızı kullanırken, içimizde baskı olmamalıdır. Aleyhimize de olsa, çıkarlarımıza da dokunsa mutlaka vicdanımızdan yana olmalıyız. Nefsimiz kötü davranışları kolay ve güzel gösterse de bizi yanıltmasına ve kötülüğe sürüklemesine izin vermemeliyiz.

İnsanları üzmek, tedirgin etmek korkunç bir şeydir. İnsanın, bulunduğu ortama huzur vermesi, dozunda sevgi göstermesi, dozunda konuşması, sözünün gideceği yeri iyi bilmesi gereklidir. O nedenle vicdanı kullanmak önemli bir ibadettir.

İnsan, samimiyeti kazandığında vicdanının kapısı sonuna dek açılır. Kişi artık yalnızca vicdanının sesini dinleyecek demektir. Sürekli vicdanın sesini dinlemek ise -Allah’ın dilemesiyle-cennet ehli olmanın işaretidir.

“Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına, ne mazeretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş.” Mevlânâ

islami sohbet islam

İlgili Yayınlar: