SİYONİZMİN KARA KUTUSUNU AÇAN ADAM ERBAKAN (1)
Merhum Erbakan hocamız, yaşadığı dönemin bilge insanı idi. Bu insanı, ırkçı Siyonist ve emperyalist şer güçler tanıdığı kadar ülkemiz insanları ve İslam dünyası yeteri kadar tanıyamamıştır.
Hocamız; hayatı boyunca ülkenin ve İslam dünyasının maddi ve manevi yönden kalkınması için gece gündüz çalışarak ve büyük bedeller ödeyerek, ülkesine, milletine, İslam dünyasına ve tüm dünya insanlığına olağanüstü hizmetler vermiştir.
Birinci iş olarak; önce ahlak ve maneviyat, sonra maddi ve manevi kalkınma diyerek işe başlamıştır. Bu konularda ki projelerini dünya kamuoyuna açıklayarak gelecek nesillere kolaylık olması için, büyük bir fedakârlıkla geleceğin sağlam temellerin atmıştır.
Bu temelleri, iki ana başlık altında planlayarak izah ediyordu.
1- İslam son ilahi din olarak tüm insanlığa gönderilen, zararı olmayan, huzur ve barışı sağlayan, eksiği kusuru olmayan, her asra hitap eden değişmeyen yeni olan, evrensel bir dindir.
2- Zalimlerin zulmüne engel olmak için; İslam Birleşmiş milletler teşkilatı, İslam savunma paktı, İslam Ortak pazarı kurulmalıdır. İslam ortak para birimine geçilmelidir. İslam kültür işbirliği anlaşmaları yapılmalıdır. Bu projeler lafta kalmadı, planlanarak birçoğunun uygulamasına geçildi.
Bu hususta, özetle örnekler verilecekse, ülkemiz insanlarına ve İslam dünyasına örnek olacak, manevi kalkınma ve ağır sanayi hamlelerini yaptı. Ülkenin, siyasi ve ekonomik yapılanmasını değiştirmek, faizsiz banka kurmak, Kıbrıs barış harekâtını yapmaya öncü olmak, İslam konferansı örgütüne üye olmak, birinci derecede 8 büyük İslam ülkesini, D–8 projesi ile bir araya getirerek siyasi ve ekonomik faaliyetlere başlatmak.
İkinci işi olarak; dünyayı ifsat eden, Siyonizmin dünyayı fesada veren kara kutusunu ve onun içinde saklı olarak planlanan, Türkiye’nin, İslam ülkelerinin ve diğer dünya devletlerinin gizli siyasi kara kutularındaki planları deşifre etmiştir.
Öncelikle Siyonizmin yarı kapalı olan kabala inancını, ırkçı Siyonizmin gizli acık planlarını İslam dünyasına ve dünya kamuoyuna en ince teferruatına kadar izah ediyordu. Birleşmiş Miletler teşkilatı Siyonizmin güdümünde çalışan bir teşkilat olduğunu, açıkça ifade ediyordu.
Bu teşkilatın içinde yer alan beş daimi üyenin (Amerika, Rusya, İngiltere, Çin, Fransa) özelikle Siyonizmin işine gelmeyen siyasi, Sosyal, askeri ve diğer olaylara karşı haksız bir şekilde, haklı olan devletlerin haklarını, veto etme yetkilerinin adil olmadığını, en ince noktalarına kadar izah ederek dünya kamuoyunu bu haksızlığa karşı uyararak bilgilendiriyordu.
Merhum hocamız; dünyayı fesada veren ırkçı Siyonizmin kara kutusundaki gizli planlarına karşı, gerekli olan önleyici ve kalıcı tedbirlerin neler olduğunu, usanmadan, bıkmadan, hem anlatmış, hem planlamış, hem de uygulayarak, ülkesine milletine İslam dünyasına ve İnsanlığa en büyük hizmeti yapmıştır. Siyonizmin kara kutusunun ne olduğunun daha iyi anlaşılması için “GİZLİ DÜNYA DEVLETİ” kitabını hazırlatarak yayınlatmıştır.
Dünyada çıkarılan savaşlar, ekonomik ve siyasi krizler, terör olayları ve terörist örgütlenmeler hepsi zaman ayarlı olarak planlanarak Siyonizmin kara kutusu içinde yerleştirildiğini belgeleriyle açıklıyordu. İran Irak savaşı, Afganistan işgali, Arap baharı, Suriye deki iç savaş, Mısır darbesi, Filistin deki katliamlar, içten ve dıştan yapılan siyasi müdahaleler ve daha birçok hain planların hepsi Siyonizmin kara kutusunda şekillendiğini söylüyordu.
Ülkemizin ve İslam ülkelerinin kara kutusunu da açan Erbakan hocadır.
Siyonizmin kara kutusunu açan Erbakan hoca, aynı zamanda Türkiye’nin ve diğer İslam ülkelerinin de kara kutusunu açmıştır. Ülkemizin kara kutusuna bir kısım aydınlar, derin devlet olarak isimlendirirlerken, diğer bir kısım aydınlar, böyle bir şeyin olmadığını yıllarca tartışıp durdular. Merhum Erbakan yeniden siyasi ve istiklal mücadelesi vermemiz gerekir diyerek sahneye çıkınca, devletin bir kırmızı kitapçığı olduğu konuşulmaya başlanmıştır.
1989 tarihine kadar, bu kırmızı kitapta ülkemiz için en büyük tehlikenin kızıl ordu ve komünizmin olduğu söylenerek, milletimize batıya özelikle Amerika ya doğru bir siyasi yöneliş yaptırdılar. Türkiye’nin sanayileşmesine engel oldular. Yerli olarak imal ederek ihraç ettiğimiz uçak fabrikamızı kapattılar. Amerika’nın Avrupa ülkelerinin hurda tanklarını ve uçaklarını almak için, IMF’ye borçlandırdılar. Hocanın kurduğu milli fabrikaları kapattılar.
Merhum Erbakan Hocaya engel olmak ve partisini kapatmak için, kırmızı kitapçıkta ülke için birinci derecede tehlike irtica, yanı şuurlu Müslümanlar, ikinci derecede bölücülerdir, maddesini koyarak bunun üzerinde değişik senaryolar yazdılar.
Müslim Gündüzleri, Ali Kalkancıları, Fadime Şahinleri, beşli çete dedikleri sivil toplum örgütlerini devreye soktular. Atılan fabrika temellerini Ankara’ya taşımak suretiyle basın toplantıları yaparak, Hocanın projelerini hafife almaya çalıştılar. Tamamıyla yerli dizel motorları üreten TÜMOSAN fabrikasını kapatmaya çalıştılar. Merhum Hoca, bu fabrikada 100 bin motor üreteceğiz dediğinde, batının yerli maşaları hocayı hayalcilikle suçladılar. Bütün engellemelere rağmen bugün TÜMOSAN 100 bin motoru üretmiştir.
Türkiye’nin kara kutusunun kapısı, 28 Şubat 1997 tarihinde yapılan 9,5 saatlik MGK toplantısında açılmıştır. Bu kapının açılmaması için bu surecin 1000 yıl sürecektir, tehditlerine aldırmayarak direnen Erbakan hoca bu kara kutucuların direncini kırarak Sayın Başbakan Tayyıp Erdoğan’ın elini kuvvetlendirmiştir.
AK Partisinin kapatma surecinde Başbakanın direncini övüp Merhum Hocamızı pasiflikle suçlayan, inançlarında hassasiyet gösterenler 24 –Eylül 2013 tarihinde kısmı olarak açılan 28 Şubat surecinin gizli tutanakları okunduğunda, yüzlerinin kızardığını görür gibiyim, bu inançlı kesim, katı laikçilerden önce Hocadan helallik dileyerek milletten de özür dilemelidirler.
İnsanlığın, özellikle İslam dünyasının huzurunu kaçıran, Irkçı Siyonizmin kara kutusunda saklı olan, acımasız planlarını boşa çıkaracak yerli ve milli projeler karşısında, şer güçler tirtir titredikleri halde, onların yerli şuursuz maşaları merhum hocamızı hayalcilikle suçluyorlardı. Üzülerek ifade edelim ki, halkımızın büyük çoğunluğu da, bu şuursuz beyinlerin sözlerine itibar ediyordu.
Ne acıdır ki, ülkemizi, İslam dünyasını ve dünya insanlığını huzura kavuşturacak, ırkçı Siyonizmin fitne ve fesatlarına son verecek bu bilge insanı, dıştan gelen dayatmalarla, içteki bir takım okumuş insanlarımızla birlikte, medyamız, sendikalarımız, iş adamlarımız engel olmuşlardır.
Merhum Erbakan hocamızı sağlığında anlamayan, inatla anlamak istemeyen, hainliklerinden dolayı muhalefet edenler, menfaat korkusu ile seslerini çıkarmayanlar, yanlış anlayanlar, tam anlamayanlar, 28 Şubat surecindeki gizli tutanakların bir kısmı açıklanınca, bu beyler kabak gibi ortaya çıkmıştır.

28 Şubat 1997 tarihinde başlayan o acımasız süreçte, Merhum Hocamız hakkında gazetelerde atılan manşetlere kısaca bir bakarsak şöyle diyorlardı; “Tarihi karar, Askerin 20 şartı. Bunları yapın, ya uy ya çekil. Aynen imzaladı. Zorluk çıkarmadı. Beceremediniz artık bırakın. Hoca bu imza senin değil mi? paşa-paşa imzaladı.”
28 Şubat 1997 tarihi surecinde yaşanılan MGK’nın gizli tutanakları, mahkemeye intikaliyle açılması neticesinde, 24 Eylül 2013 tarihinde ki bazı gazetelerin atıkları manşetlere baktığımızda, merhum Erbakan Hocanın nasıl nezaketli, vatanperver, dirayetli ve dirençli bir lider olduğu gerçeğini görme ve duyma özürlüsü olmayan herkes bir sefer daha açıkça görmüştür.
24-Eylül- 2013 tarihinde bazı gazetelerin birinci sayfalardaki başlıkları özetle şu şekilde idi;
“Erbakan’ı karalamaya çalışanların yalanları bir kez daha ayaklarına dolandı. Yüzünüz kızaracak mı?” ( Milli gazete)
ERBAKAN; “ Halk bir şeye karar vermişse ona güvenmeliyiz. Halkın kararına saygı duymalıyız” (Akşam)
ERBAKAN; “ Dindar biri vatanını çok sever. 18 maddelik teklifini imzalamam. Bu maddeler milletimizin inanç değerlerine uygun değildir.”(Akit)
KARADAYI (Genelkurmay başkanı) “ Ezan Türkçe okunurken duyduğum heyecan ve huşu hala kulaklarımda. Ezan Arapça oldu laiklik çiğnendi “ (Bugün)
HİKMET KÖKSAL (Kara kuvvetler komutanı) “İslam dininde reform yapılmalı” (Bugün)
GÜVEN ERKAYA (Deniz kuvvetler komutanı) “ Parayla kadınlara tesettür kıyafeti giydirip gezdiriyorlar” (Bugün)
ERBAKAN; “ Bu kadar saat oldu konuşuyoruz. Şimdi kararları önlerine koydular imzaladılar olmasın, biz bunları bir inceleyelim”( (Cumhuriyet)
KARADAYI; (“ 18 maddelik kararları 10 dakikada tamamlarız”
ERBAKAN; “ Bu işler ayaküstü olmaz”
DEMİREL; “ Yarına bırakalım. Genelkurmayın iddiası çok önemli irtica a en büyük tehlike halini aldı”) ( Milliyet)
“Erbakan direnmiş, 28 Şubat 1997 deki MGK’da ERBAKAN iddiaların aksine komutanlara karşı koyduğu direnç ortaya çıktı” (Taraf)”
KARADAYİ; “ PKK 1984 tarihinde başladığında küçük görüldü, şeriat şimdi küçük görülmemeli” ( Vatan)
OĞUZHAN ASILTÜRK: “ Hoca komutanlara teşekkür etikten sonra, onları 4 saat rezil etti.” (Akşam 25-Eylül–2013)
FETHULLAH GÜLEN; “ Beceremediniz artık bırakın” (Hürriyet)
28 Şubat 1997 tarihinde haksız bir şekilde atılan manşetlerden yazılan yanlı ve yalanla karışık makalelerden doğruları bildikleri halde sessiz kalanlar, yanlışları hangi menfaat karşılığıdır bilinmez, örtmeye çalışanlar, 24 Eylül 2013 tarihinde, 28 Şubat kararlarının gizli tutanaklarının açılmasıyla dün yaptıkları yanlış konuşmalarından ve yazdıklarından dolayı, utanıyorlar mı? Eğer utanacak yüzleri kaldıysa ki kaldığına inanıyorum. O zaman yapılacak iş: yanlı ve yanlış haberlerle Merhum Erbakan hocaya yaptıkları haksızlıklardan ve milletti yanlış bilgilendirdiklerinden dolayı özür dilemelidirler.

Milli gazetenin haber olarak duyurduğu “ Beceremediniz artık bırakın) diyen ‘çok önemli kanaat önderi’ Sayın Fethullah Gülen’in ismini zikretmemesini anlamakta zorlanıyorum.
Fikir ve düşüncelerini açıkça söylediği halde, bazı siyasilerin ve medya mensupları kendilerine vazife olmamasına rağmen, hoca efendi öyle demedi böyle demek istedi gibi, yanlı savunma kompleksine neden girdiklerini de anlayamıyorum.
Sayın Fethullah GÜLEN 31–08–1997 milliyet gazetesinde Yasemin Çongar’la yaptığı röportajında özetle ve açıkça şöyle diyordu; “RP sının kapatılmasından sonra eski gücüne kavuşacağına katılmıyorum katılmakta istemiyorum.
RP sinin kapatılma davası sürerken seçimlere gitmek, halkın RP sine olan güveni sarsılır, diyerek birilerine akıl vermiş oluyordu. Ayrıca Partiyi kapatmadan seçimlere gitmek, birilerini büyük ölçüde töhmet altına itmez. Erbakan ekonomik alanda da başarısız oldu.”
Merhum Erbakan hoca, cemaatin yaptığı hizmetlere destek vererek, gösterdiği iyi niyetli yaklaşımlarına rağmen, Sayın Fethullah hoca Erbakan Hocaya açıkça muhalefet etmekten geri durmamıştır. Muhalefetini açıkça yaptığı için şahsen üzülmüyorum. Üzülenler varsa niçin üzüldüklerinin hesabını yapsınlar.
Filistin, İsrail savaşlarında, IHH gemisine yapılan saldırıda yaptığı açıklamaları bilmeyenimiz yoktur. “ Masum insanları öldüren, intihar saldırısı yapanlar Müslüman olamaz. Karşı taraf bunları bana sorduklarında utanıyorum, yüzüm kızarıyor, karşı tarafa, onların lüp diye cehennemin dibini boylayacaklarını söylüyorum.”

Hoca efendiye sormak lazım, karşı taraf dediği insanlar Irak’ta, Filistin’ de Afganistan’da, Arakan ’da Doğu Türkistan’da, Azerbaycan’da, Cezayir’de diğer İslam ülkelerinde ve toplumlarda yaptıkları alçakça katliamlarından dolayı o insanların yüzlerine ve medya yoluyla, yaptıkları vahşetlerden iğrenerek nefret ettiğini ve cehennemin dibini boylayacaklarını söyleye biliyor mu? Söyleyemez çünkü onların vatanlarında oturuyor.
Arap baharını darbelerle engellemeye çalışanlar, gezi parkı olaylarını da Türk baharı olarak, Türk ve dünya kamuoyuna bombalamaya çalıştılar. Arap baharı Siyonizmin kara kutusu içinde ayrıntılı bir plandır. İslam dünyasının gerçek bahara uyanmaması için, yalancı bir baharla, yanı Arap baharıyla uyutmaya çalışırlarken suçüstü yakalandılar.
Çünkü Siyonizmin ve ülkelerin kara kutularını Erbakan hoca açarak, aramızdan ayrılmıştır. Herkes bilsin ki, İslam dünyası gerçek bahara uyanmıştır. Hiçbir beşeri güç bu baharın gelmesine veya geciktirilmesine engel olamayacaktır. Büyük kurtuluş için İslam dünyası hazırdır. 1-Ekim–2013

İlgili Yayınlar: