imagesCA0TUIXYibn-i Abbas (r.a) Hz.’ inden naklen Muaz b, Cebel rivayet ediyor :
—Bir gün Resullullah (s.a) ile beraberdik. Ansardan birinin evinde
toplanmıstık.. Tam bir cemaat olmustuk. Sohbete dalmıstık.
Bu arada, dısarıdan bir ses geldi :
—Ev sahibi….. içerdekiler… Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim
sizden bir dilegim var.
Bunun üzerine , herkes Resullullah (s.a)efendimizin yüzüne bakmaya basladı. Orda
ve her zaman büyük oydu… izin ondan
çıkacaktı. Resullullah (s.a) Efendimiz, duruma vakıf oldu ve :
— << Bu seslenen kimdir bilir misiniz?>>
Buyurdu…. Biz hep birden söyle dedik :
— En iyi bilen ALLAH ve Resuludur.
Bunun üzerine Resullullah (s.a) Efendimiz :
— << O, lain iblistir. –seytandır– Allah'ın laneti onun üzerine olsun....>>
Buyurunca; hemen Hz. Ömer :
— Ya Resullullah , bana izin veriniz onu öldüreyim.
Dedi…. Resullullah (s.a) Efendimiz bu izni vermedi; söyle buyurdu:
— << Dur ya Ömer , biliyomusun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmistir... Öldürmeyi bırak.>>
Sonra söyle buyurdu:
—<>
* * *

Bundan sonrasını yani Ravi’ den dinleyelim ;
Kapıyı ona açtılar. içeri girdi ve bize göründü. Birde baktık ki, sekli su :
Bir ihtiyar. sası. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl
sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı dogru açılmıs.
Kafası, büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da, bir manda dudagına benziyordu.
Sonra, söyle bir selam verdi ;
Selam ya Muhammed ; selam size ey cemaat-i müslimin.
Onun bu selamına Resullullah (s.a) Efendimiz su mukabelede bulundu ;
<< Selam Allah'ındır ya lain >>
Sonra söyle buyurdu :
<< Bir is için geldigini duydum; nedir o is? >>
seytan söyle anlattı ;
Benim buraya gelisim kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim.
Resullullah (s.a) Efendimiz sordu ;
<< Nedir o mecburiyetin ? >>
seytan anlattı ;
izzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki ;
Allah-ü Taâlâ sana emir veriyor : Muhammed ‘e gideceksin. Ama düsük ve zelil bir
halde. Tevazu ile. Ona gideceksin ve ademogullarını nasıl kandırdıgını
anlatacaksın. Onları nasıl aldattıgını söyleyeceksin bir bir ona. Sonra o sana
ne sorarsa dogrusunu diyeceksin. Sonra … Allah-ü Taâlâ buyurdu ki :
“Söylediklerine bir yalan katarsan , dogruyu sölemezsen …. seni kül ederim ;
rüzgara savurur … Düsmanlarının önünde , seni rüsvay ederim.” iste … böyle ;
ya Muhammed , o emir üzerine sana geldim. Arzu ettigini bana sor . sayet bana
sorduklarına dogru cevap vermezsem ;düsmanlarım benimle eglenecek. su muhakkak
ki , düsmanlarımın eglencesi olmaktan daha zor bir sey yoktur.

Bundan sona Resullullah (s.a.) Efendimiz söyle sordu :
— << Madem ki , sözlerinde dogru olacaksın. O halde bana anlat : Halk arasında en çok sevmedigin kimdir ? >>
seytan su cevabı verdi :
Sensin ya Muhammed. Allah’ ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmedigim
kimse yoktur. Sonra senin gibi kim olabilirki?
Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :
<< Benden sonra , en çok kimlere buguzlusun ve sevmezsin?...>>
seytan anlattı :
Müttaki bir gence ki … varlıgını Allah yoluna vermistir.
Bundan sonra , sual cevap asgıdaki sekilde devam etti. Resullullah (s.a.)
Efendimiz sordu ; seytan anlattı :
<< Sonra kimi sevmezsin ? >>
Kendisini sabırlı bildigim , süpheli islerden sakınan alimi …
<< Sonra ? >>
Temizlik isinde … yıkadıgı yerleri üç defa yıkamayı adet eden kimseyi.
<< Sonra ? >>
Sabırlı olan bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye anlatmaz… Halinden sikayet
etmez.
<< Peki, bu fakirin sabırlı oldugunu nerden bilirsin ? >>
— Ya Muhammed , ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi
gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah onu
sabredenlerden yazmaz. Sabırlı kimselerin isi buna benzemez. Hasılı , onun
sabrını ; halinden , tavrından ve sikayet etmeyisinden anlarım.
<< Sonra kim ? >>
sükreden zengin.
<< Peki, ama zenginin sükreden oldugunu nasıl anlarsın ? ...>>
— Onu görürsem ki , aldıgını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim
ki : sükreden bir zengindir.

Resullullah (s.a.) Efendimiz bu defa mevzuu degistirdi ve ona baska bir sual
sordu :
<< Peki, ümmetim namaza kalkınca , senin halin nice olur? ..>>
Ya Muhammed, beni bir sıtma tutar . Titrerim.
<< Neden böyle olursun ; ya lain ? .. >>
Çünkü bir kul , Allah için secde edince bir derece yükselir.
<< Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?...>>
O zaman da baglanırım. Taa, onlar iftar edinceye kadar.
<< Peki ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun ? >>
O zaman da çıldırırım.
<< Peki, ya Kur'an okudukları zaman nasıl olursun ? ..>>
O zaman da, eririm. Tıpkı ateste eriyen bir kursun gibi eririm.
<< Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ? .. >>
— Ha, iste.. o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren , bir testere alır
eline , ve beni ikiye böler.
Resullullah (s.a.) Efendimiz sebebini sordu :
<< Neden öyle testere ile ikiye biçilirsin, ya Ebamürre ? >>
Bunun üzerine iblis : Onu da anlatayım .. Dedikten sonra anlatmaya basladı :
Çünkü sadakada dört güzellik vardır. söyle ki ;
1 – Allah-ü Teala, sadaka verenin malına bereket ihsan eyler.
2 – O , sadaka veren kimseyi halkına sevdirir.
3 – Allah-ü Teala, onun verdigi sadakayı , cehennemle arasında bir perde yapar.
4 – Allah-ü Teala, belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder.

Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ashabı hakkında bazı sorular sordu :
<< Ebubekir için ne dersin ?>>
iblis ise su cevabı verdi :
O bana cahiliyet devrinde bile itaat etmedi… islam’a girdikten sonra nasıl
bana itaat eder ?
<< Peki, Ömer b. Hattab için ne dersin ? .. >>
iblis ona da su cevabı verdi :
Allah’a yemin ederim ki ; her gördügüm yerde ondan kaçarım.
<< Peki , Osman b. Affan için ne dersin ? >>
Ondan utanırım … hem de çok … Nasıl ki , Rahman’ ın melekleri de ondan
utanırlar…,
<< Peki, Ali b. Ebutalib için ne dersin ? >>
iblis onun için de söyle dedi :
— Ah onun elinden bir kurtulsam… O, kendi basına kalsa ; ben kendi basıma
kalsam… O beni bıraksa…. ben de onu bıraksam .. Ben onu bırakırım ; ama o
beni bırakmaz.
Resullullah (s.a.) Efendimiz , yukarıdaki soruları sorduktan ve seytanın verdigi
cevaplar kısmen bittikten sonra ,
söyle buyurdu :
<< Ümmetime saadet ihsan eden ; seni taa, belli bir vakte kadar seki kılan Allah'a hamd olsun. >>
Resullullah (s.a.) Efendimiz ‘ in o cümlesini duyan lain iblis söyle dedi :
— Heyhat, heyhat… Ümmetin saadeti nerede ? Ben , o belli vakte kadar diri
kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın ?..
Ben , onların kan mecralarına girerim. Etlerine karısırım. Ama onlar , benim bu
halimi göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve
baas gününe kadar bana mühlet veren Allah’a yemin ederim ki: Onların tümünü
azdırırım. Cahillerini ve alimlerini … Ümmilerini
ve okumuslarını … Facirlerini ve abidlerini … Hasılı, bunların hiçbiri
elimden kurtulamaz. Fakat , Allah’ın halis kullarını … Evet, bunları
azdıramam.
Bunun üzerine Resullullah (s.a.) Efendimiz sordu :
<< Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir ? ... >>
Bu suale iblis su cevabı verdi :
—Bilmez misin ? ya Muhammed , bir kimse ki , dirhemini ve dinarını sever … O
Allah için bir ihlasa sahip degildir. Bir kimseyi
görürsem ki ; dirhemini dinarını sevmez ; övülmekten, medhedilmekten hoslanmaz..
bilirim ki o : ihlâs sahibidir… Hemen onu
bırakır kaçarım. Bir kul malı ve övülmeyi sevdigi süre , kalbi de dünya
arzularına baglı kaldıgı müddet , o size vasfını yaptıgım kimseler arasında bana
en çok itaat edendir. Bilmez misin ki : mal sevgisi , büyük günahların en
büyügüdür. Bilmez misin ki ya Muhammed , bas olma sevgisi yine büyük günahların
en büyükleri arasındadır.
iblis anlatmaya devam etti :
—Ya Muhammed , bilmez misin ? … Benim yetmis bin tane çocugum var. Bunların
her birini bir baska yere tayin etmisimdir.
Sonra … o her çocugumla birlikte yine yetmis bin tane seytan vardır. Onların
bir kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım.Bir kısmını da ,
mesayihe saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim. Gençlere
gelince , aramızda hiçbir anlasmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz.
Çocuklara gelince … onlarla da , bizimkiler istedikleri gibi birlikte
oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin basına dert ettim. Bir kısmını
da zahidlerin. Onlar bunların yanına girer.; halden hale sokarlar. Bir tepeden
öbürüne … hep dolastırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki ;baslarlar,
sebeplerden herhangi birine sövmeye… iste … böylece , onlardan ihlası
alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları ibadeti, ihlassız yaparlar gayrı .. Ama
, bu hallerin farkında olmazlar.

iblis, bundan sonra , aldattıgı bir rahibin hikayesini anlatmaya geçti. Ve söyle
dedi :
— Bilmez misin ; ya Muhammed, Rahip Borsisa : tam yetmis yıl ihlas ile Allah ‘ a
ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle
bir hal ihsan edilmisti ki ; Her dua ettigi hasta , duası ve bereketi ile
sifayap oluyordu. Onun pesine takıldım. Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre
girdi. Bu o kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , ona söyle anlatır :
<< .... seytan hali gibidir ki ; o insana : – Kafir ol .. Dedi. Vaktaki o kafir oldu. : bu defa ona söyle dedi : Ben senden uzagım . . Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım .>> (59/16)

iblis bundan sonra bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve onların her birinden
nasıl istifade ettigini anlattı..

YALAN

— Bilmez misin ya Muhammed , yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her
kim yalan söylerse … o benim
dostumdur. Her kim yalan yere yemin ederse … o da benim sevgilimdir. Bilmez
misin ya Muhammed , ben Adem’e ve Havva’ya
yalan yere Allah adına and içtim.
<> (7/16)
Dedim… Bunu yaparım : çünkü yalan yere yemin gönlümün eglencesidir.

GIYBET – KOĞUCULUK

— Gıybet ve koguculuga gelince …. Onlarda benim meyvelerimdir ve senligimdir.

NiKAH ÜZERiNE YEMiN ETMEK

— Her kim talak üzerine yemin ederse … günahkar olacagından endise edilir.
isterse bir defa olsun .. isterse dogru sey üzerine olsun. Her kim talakı agzına
alırsa .. taaa.. hakikati belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onlar bu
halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri çocuklar hep zina çocugu olur.
Agza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.

NAMAZ

— Ya Muhammed , namazı an be an tehir edilince … onu da anlatayım. O her ne
zaman ki , namaza kalkamak ster; tutarım .

Ona vesvese veririm. Derim ki : ” henüz vakti var. Sende mesgulsün. Hele
simdilik isine bak . sonra kılarsın.” Böylece o : Vaktinin dısında namazını
kılar… Ve bu sebepten onun kıldıgı namaz yüzüne atılır. sayet o kimse beni
maglup ederse .. ona insan seytanlarından birini yollarım… Böylece onu
vaktinde namaz kılmaktan alıkoyar.
O, bunda da beni maglup ederse .. bu sefer onun hesabını namazında görmeye
bakarım. O namazın içinde iken ; saga bak .. sola bak… Derim… O da bakar …
O ki böyle yaptı… Yüzünü oksar alnından öperim. Bundan sonra ona : Sen ebedi
yaramaz bi is yaptın. Derim ve böylece onun huzurunu bozarım. Sende bilirsin ki
ya Muahammed , her kim namazda , saga ve sola çokça bakarsa , Allah onun
namazını kabul etmez.
Bunda da ona maglup olursam . Yalnız basına namaz kıldıgında yanına giderim. Ve
ona ; çabuk çabuk kılmasını emrederim. O da , baslar ; namazını çabuk çabuk
kılmaya. Tıpkı horozun , gagası ile yerden biseyler topladıgı gibi.
Bu isi yaptırmakta da ona basarı kazanamazsam bu sefer , cemaatle namaz kılarken
onun yanına varırım. Orada basına bir gem takarım. Basını imamdan evvel secdeden
ve rükü’dan kaldırırım. imamdan evvel de secde ve rüku yaptırırım. iste o böyle
yaptıgı için , kıyamet günü , Allah onun basını esek basına çevirir.
O kimse bunda da beni yener ise .. Bu defa , ona namazda parmaklarını
çıtlatmasını emrederim. Böylece o beni tesbih edenlerden olur. Ama bu isi ona
namaz içinde yaptırmaya muvaffak olursam.
Bunda da maglup olursam , bu sefer ona tekrar giderim. Namaz içinde iken burnuna
üflerim. Ben üfleyince , o esnemeye baslar. sayet o, bu esneme esnasında elini
agzına kapamazsa .. onun içine küçük bir seytan girer , dünya hırsını ve dünyevi
baglarını çogaltır. iste.. Bundan sonra o kimse , hep bize itaat eder. Sözümüzü
dinler. Dediklerimizi yapar.
seytan bundan sonra konusmasına devam etti :
— Sen ümmetin hangi saadetinten ferah duyarsın ki ? Ben onlara ne tuzaklar
kurarım… ne tuzaklar. Miskinlerine , çaresizlerine ve zavallılarına giderim.
Namazı bırakmalarını emrederim. Ve onlara derim ki :
Namaz size göre degil.. O, Allah’ın afiyet ihsan ettigi ve bolluk verdigi
kimseler içindir.
Sonra hastalara giderim :
—” Namaz kılmayı bırak ” derim çünkü Allah-ü Teala : << hastalara zorluk yok.....>> (24/61) buyurdu. iyi oldugun zaman
kılarsın. Ve böylece o, namazını bırakır. Hatta küfre de gidebilir. sayet o,
hastalıgında namazı terkederek ölüp giderse, Allah’ın huzuruna çıkarken, Allah-ü
Teala’yı öfkeli bulur.
Sonra söyle dedi :
— Ya Muhammed , eger bu sözlerime yalan kattımsa , beni akrep soksun. Sonra….
Eger yalan varsa .. Allah ‘tan dile beni kül
eylesin.
***
iblis bundan sonra konusmalarına devam etti ve söyle dedi :
— Ya Muhammed , sen ümmetin için ferah mı duyuyorsun ? Halbuki ben onların altı
da birini dininden çıkardım.
Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz ona , yani iblis’e asagıdaki sekilde
kısa kısa bazı sorular sordu. O da bunlara cevap verdi :

<< Ya lain , senin oturma arkadasın kim ? >> Faiz yiyen.
<< Dostun kim ?>> Zina eden.
<< Yatak arkadasın kim ?>> Sarhos
<< Misafirin kim ? >> Hırsız.
<< Elçin kim ?>> Sihirbazlar.
<< Gözün nuru nedir?>> Karı bosamak.
<< Sevgilin kim ?>> Cuma namazını bırakanlar.
Resullullah (s.a.) Efendimiz bu defa baska bi mevzua geçti ve söyle sordu :
<< Ya lain , senin kalbini ne yıkar ?>> Allah yolunda cihada kosan atların
kisnemesi.
<< Peki, senin cismini ne eritir ?>> Tevbe edenlerin tevbesi.
<< Peki , cigerini ne parçalar, ne çürütür ? >> Gece ve gündüz, Allah’a yapılan
bol bol istigfar.
<< Peki yüzünü ne burusturur ? >> Gizli sadaka.
<< Peki gözlerini kör eden nedir ?>> Gece namazı.
<< Peki, basını egdiren nedir ? >> Çokça kılınan cemaatle namaz.
Resullullah (s.a.) Efendimiz tekrar bir baska mevzua geçti ve söyle sordu :
<< Sana göre insanların en saadetlisi (!) kimdir? >> Namazını bilerek kasden
bırakanlar.
<< Peki , insanların en sakisi kimdir ? >> Cimriler
<< Peki, seni isinden ne alıkoyar ? >> Ulema meclisleri
<< Peki , yemegini nasıl yersin ? >> Sol elimle parmaklarımın ucu ile.
<< Peki , sam yeli estigi zaman ne ortalıgı sıcaklık bastıgı zaman çocuklarını nerede gölgelendirirsin ? >> insanların tırnaklarının arasında.
Resullullah (s.a.) Efendimiz bundan sonra , bir baska bir mevzuu sordu. iblis de
cevap verdi .
<< Rabbinden neler talep ettin ? >>
On sey talep ettim.
<< Nedir onlar ya lain ?>>
sunlardır :
1. Allah’tan diledim ki, beni ademogullarının malına ve evladına ortak ede. Bu
ortaklık talebimi yerine getirdi. Ki bu : << Onlara ortak ol... Mallarına ve çocuklarına . Onlara vaad et. Halbuki seytan onlara gurur vaad eder...>> (17/64)
Ayet-i Celilesi ile sabittir.
Her besmelesiz kesilen hayvan etinden yerim , faiz ve haram karısan yemeklerden
yerim. seytandan Allah’a sıgınılmayan malın da ortagıyım.
Cinsi münasebet anında ; Allah’a seytandan sıgınmayan kimse ile birlikte hanımı
ile birlesirim. Ve o her birlesmeden hasıl olan çocuk , bize itaat eder.
Sözümüzü dinler.
Her kim hayvana binerken , helal yola gitmeyi degil de , aksini isteyerek
binerse , bende onunla beraber binerim. Yol arkadası ve binek arkadası olurum.
Bu da Ayet-i Kerime ile sabittir. << Onlar üzerine süvarilerinle , piyadelerinle yaygara çıkart..>> (17/64)
2. Allah-ü Teala’dan diledim ki : Bana bir ev vere .. Bu diledigim üzerine
hamamları bana ev olarak verdi.
3 .Diledim ki bana bir mescid vere. Pazar yerlerini bana mescid yaptı.
4. Benim için bir okuma kitabı vermesini istedim. siirleri bana okuma kitabı
olarak verdi.
5. istedim ki ; bir ezan vere , Mezmurları verdi.
6. Diledim ki ; bana bir yatak arkadası vere.. Sarhosları verdi.
7. Diledim ki ; bana yardımcılar vere … Bunun içinde kaderiye mensuplarını
verdi.
8. istedim ki ; bana kardesler vere .. Mallarını bos yere israf edenleri verdi.
Bir de masiyet yoluna para harcayanları. Bunlarda su Ayet-i Kerime ile sabittir
:
<< O kimseler ki ; mallarını bos yere harcarlar... Onlar seytanın kardesleri olmuslardır. >> (17/27)
Bir ara Resullullah (s.a.) Efendimiz söyle buyurdu :
<< Eger söylediklerini, Allah'ın kitabındaki ayetlerle ispat etmeseydin. Seni tastik etmezdim.>>
Bundan sonra iblis devam etti :
1.Ya Muhammed , Allah’tan diledim ki ; ademogullarını ben göreyim ; ama onlar
beni göremeyeler. Bu dilegimi de yerine getirdi.
2.Diledim ki ; ademogullarının kan mecralarını bana yol yapa ; Bu da oldu.
Böylece ben, onlar arasında akıp giderim. Gezerim. Hem nasıl istersem. Bütün bu
isteklerimi verdi . ” Hepsi sana verildi .. Buyurdu. ” Ve ben bu hallerimle
iftihar ederim. Sonra sunu da ekleyeyim ki ; benimle beraber olanlar , seninle
beraber olanlardan daha çoktur. iste .. Böylece kıyamete kadar , ademogullarının
ekserisi benimle beraber olurlar. Bundan sonrasını iblis söyle anlattı :

Benim bir oglum vardır. Adı : ATEME ‘dir. Bir kul , yatsı namazını kılmadan
uyursa .. gider ; onun kulagına bevleder. Eger böyle olmasaydı ; imkan yok ,
insanlar namazlarını eda etmeden uyuyamazlardı.
Benim bir oglum daha vardır ki ; onun adı da MÜTEKAZi ‘dir. Bunun vazifesi de ;
yapılan gizli amelleri yaymaya çalısmaktır. Mesela bir kul , gizli bir taat
islerse .. ve bu yaptıgını da gizlemeye çalısırsa MÜTEKAZi onu dürter. En
sonunda o gizli amelin yayılmasına ve açıga çıkarmaya muvaffak olur. Böylece ;
Allah-ü Teala onun yüz sevabından doksan dokuzunu imha eder. Çünkü bir kulun
yaptıgı gizli bir amel için tam yüz sevap verilir.
Sonra .. Benim bir oglum daha vardır . Onun adı da KÜHAYL dir. Bunun isi de ,
insanların gözlerini sürmelemektir. Bilhassa , ulema meclisinde ve hatip hutbe
okurken. Bu sürme onların gözüne çekildi mi , uyuklamaya baslarlar. Ulemanın
sözlerini isitmezler. Böylece hiç sevap alamazlar.
Bundan sonra iblis söyle anlattı :
— Hangi kadın olursa olsun .. Onun kalktıgı yere seytan oturur. Sonra kadının
kucagında mutlaka bir seytan durur. Ve onu ,
bakanlara güzel gösterir. Sonra o kadına bazı emirler verir. Mesela : Elini
kolunu dısarı çıkar ; göster. Der .. o da , bu emri tutar. Elini , kolunu açar,
gösterir. Bundan sonra , o kadının haya perdesini tırnakları ile yırtar.

iblis bundan sonra ; Resullullah (s.a.) Efendimiz ‘ e kendi durumunu anlatmaya
basladı :
—Ya Muhammed bir insanı delalete sürüklemek için elimde bir imkan yoktur. Ben
ancak vesvese veririm. Ve bir seyi güzel
gösteririm. O kadar. Eger delalete sürüklemek elimde olsaydı , yeryüzünde ; << Allah'tan baska ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın resülüdür. >> diyen herkesi ,
oruç tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım. Hepsini delalete düsürürdüm. Nasıl
ki senin elinde de , hidayet nevinden bir sey yoktur. Sen ancak Allah’ın
Resulusun. Ve teblige memursun. sayet hidayet elinde olsaydı, yeryüzünde tek
kafir bırakmazdın. Sen Allah’ın halkı üzerinde bir hüccetsin. Bende , kendisi
için ezelde sekavey yazılan kimselere sebebim. Said olan kimse , taa , ana
karnında iken saiddir. saki olan da , yine ana karnında iken sakidir. Saadet
ehli kılan da Allah , sekavet ehli kılan da Allah .

Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz su iki Ayet-i Kerimeyi okudu.
<< Bunlar, taa sonuna kadar böyle degisik sekilde devam edecek... Ancak Rabbın esirgedikleri hariç..>> (11/118-119)
<< Allah'ın emri behemehal yerini bulan bir kaderdir.>> (33/38)

Bundan sonra Resullullah (s.a.) Efendimiz , iblise söyle buyurdu :
<< Ya Ebamürre , acaba senin bir tevbe etmen ve Allah' a dönmen mümkün degil mi ? Cennete girmene kefil olurum. Bunun üzerine iblis söyle dedi : —Ya Resullullah , is verilen hükme göre oldu. Karar yazan kalemde kurudu. Kıyamete kadar olacak isler olacaktır. Seni peygamberlerin efendisi kılan , cennetin ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı içinden seçen ve halkı arasında bir gözde yapan , beni de sakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah'tır. Ve O : bütün eksik sıfatlardan münezzehtir. Ve iblis cümlelerini söyle tamamladı : iste bu söylediklerim sana son sözümdür. Ve bütün söylediklerimi de dogru dedim. Evvel , ahir , zahir, batın , alemlerin Rabbı olan Allah' a hamd olsun. Efendimiz Muhammet Nebiye Allah salat eylesin. Keza onun ailene de ashabına da ...Amin

İlgili Yayınlar: