Ebû Hüreyre radiya’llâhu anh’den rivâyet olunduğuna göre,
Resûlullâh salla’llahu aleyhi ve sellem:
[Allah halkı yaratınca Levhine -ki, Allah indinde o Arş’dan üstündür-:
“Rahmetim, intikamıma galibtir!” diye yazmasını (Kaleme) emretti] demiştir.

Ebû Hüreyre radiya’llahu anh’den şöyle dediği rivâyet olunmuştur:
Ben Resûlu’llah Salla’llahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:
Allahu Teâlâ rahmetini yüz parça yaptı da,
doksan dokuz parçasını kendi yanında tuttu,
bir parçasını yeryüzüne indirdi.
İşte bu bir parça rahmet sebebiyle bütün mahlûklar biribirlerine acırlar (sevişirler).
Hattâ kısrak (yavrusunu emzirirken) dokunur
korkusiyle bir ayağının tırnağını yukarı kaldırır

Ebû Hüreyre radiya’llahu anh’den rivâyete göre,
müşârün-ileyh şöyle demiştir:
Resûlu’llah Salla’llahu aleyhi ve sellem namaza durmuştu.
Biz de onunla berâber durmuştuk.
(Câhil) Bedevî bir Arab namaz içinde:
Allah’ım bana ve Muhammed’e rahmetini ihsân et,
bizden başka hiç kimseye rahmet etme,
diye duâ etmişti. Resûl-i Ekrem selâm verince A’râbîye:
Ey Bedevî! Sen Allah’ın geniş rahmetini daralttın, buyurdu.

Yine Ebû Hüreyre radiya’llahu anh’den rivâyete göre,
Resûlu’llah Salla’llahu aleyhi ve sellem bir hutbesinde:
– Ashâb’ım! Sizden hiç birinizin ibâdeti asla kendisini kurtaramaz, buyurmuştu.
Bunun üzerine Ashâb:
– Yâ Resûla’llah! Seni de mi ibâdetiniz kurtaramaz? Diye sorduklarında
Resûl-i Ekrem:
– Evet beni de. Şu kadar ki, Allah beni rahmetiyle setr ve muhâfaza etmiştir, buyurdu.
Ashâb’ım! Doğruluğu iltizâm ediniz, İbâdetinizde ifrât etmeyiniz.
Gündüzün ilk ve son saatlerinde yürüyünüz, gecenin bir saâtinden de istifâde ediniz.
ve (her hal ve hareketinizde) i’tidâli iltizâm ediniz.
İ’tidâli iltizâm ediniz ki, maksadınıza eresiniz.

Ebû Hüreyre radiya’llahu anh’den şöyle dediği rivâyet olunmuştur:
Resûlu’llah Salla’llahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:
Allah’ın rahmet deryâsındaki bunca genişliği kâfirler bilseydi,
Cennet’ten ümidlerini kesmezlerdi.
Eğer mü’minler de Allah’ın tâmûsundaki her gûnâ azâbı bilselerdi,
Cehennem azâbınadn emîn olmazlardı.

İlgili Yayınlar: