Dini tartışmaların her seferinde dönüp dolaşıp geldikleri yer, “dinin kaynağı nedir” sorusudur. Allah’ın bizlere göndermiş olduğu Kuran ile yetinemeyenler Kuran’a ilaveler yaparak, Allah’ın dinini zorlaştırmış hatta yaşanmaz hale getirmişlerdir. Kadınlar ile ilgili meselelerde de konu yine aynı yerde düğümleniyor. Kadını eve kapatan, baştan ayağa örten, erkeklerden uzak tutan, çirkin ve bakımsız yapmaya çalışan uydurmalar aslında Allah’ın dinine karşı gelmekte, Allah’ın kadınlardan istemediklerini kadınlara dayatarak pek çok kadını İslam dininden soğutmaktadır.

Ojesi olan birinin abdestinin tutmayacağı, dolayısıyla namaz kılamayacağı iddiası da pek çok kadını namazdan uzaklaştırmaktadır. Oysa böyle bir yasak Kuran’da geçmez yani Allah’ın bir hükmü değildir.

Allah Kuran’da namaz kılmadan önce abdest almamızı söyler. Abdestin nasıl alınacağını ise aşağıdaki ayette açıklamıştır.

Ey iman sahipleri! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin. Cinsel ilişkide bulunmuşsanız yıkanın! Hasta yahut yolculuk halinde iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin. Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz. (5 Maide Suresi -6)

Halk arasında gusül abdesti olarak bilinen ve birtakım özel pratikleri içeren uygulama ise aslında Kuran’da yıkanmak olarak geçer ve Kuran’da cinsel ilişkiden sonra namaz kılabilmek için öncelikle yıkanılması gerektiği ifade edilir.

Ey iman edenler! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cinsel ilişkiden sonra da -yolculuk halinde olmanız müstesna- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afüvv’dür, günahları affeder, Gafûr’dur, hataları bağışlar. (4 Nisa Suresi -43)

Yukarıdaki iki ayet açıkça göstermektedir ki, Kuran’da abdest ile ilgili “bir toplu iğne başı kadar kuru yer kalmayacak şekilde yıkama” vs. gibi ifadeler geçmez. Kuran’daki anlatımlarda kullanılan kelimeleri direkt manasıyla anlamak gerekir. Yani Kuran’da geçen kelimelere, geleneklerin, farklı yorumların etkisinde kalarak fazladan anlamlar yüklememek gerekir. Eğer Allah “yıkayın” diyorsa yıkayın demek istiyordur, başka bir şey değil.

O zaman şöyle düşünelim; farz edin bir arkadaş grubu olarak eve gittiniz ve herkes ellerini yıkadı. Aranızda elleri ojeli hanımlar da var. Siz bu durumda eli ojeli hanımların ellerini yıkamamış olduklarını mı düşünürsünüz?

Elinde oje olan kişiler de ellerini bizler gibi “yıkarlar” ve biz onların ellerinin de aynı şekilde “yıkandığını” düşünürüz. Onlara önce ojenizi çıkarıp daha sonra ellerinizi yıkayın demeyiz. Öyleyse Kuran’da geçen “yıkayın” ifadesi için de aynı şeyi yapmalı, ona ekstra anlamlar yüklemek yerine kelimeyi gerçek, direkt anlamıyla anlamalıyız. Bu durumda elleri ya da ayakları ojeli kişilerin de ellerini ve ayaklarını yıkayabildiğini dolayısıyla da abdest alabildiklerini rahatlıkla söyleyebiliriz.

İlgili Yayınlar: