Günümüzde okuma yazma bilmeyen insan sayısı her geçen gün azalıyor. Artık hemen hemen herkes okuma yazma biliyor çok şükür. Peki, insan neler okuyor ve neden okuyor? Bunun cevabını saymakla bitiremeyiz aslında. Okul hayatında başarılı olmak, iyi bir üniversite kazanmak, iyi bir meslek sahibi olmak, kültürlü olmak, kendini geliştirmek, merak ettiğimiz konularda bilgi sahibi olmak,-mak, -mak,-mak… Birçok şey söyleyebiliriz yani. Ve bazen kitapları okuma sebebimizse, o kitapların yazarları, sevdiğimiz kişilerin olmasıdır. Misal hiç roman okumasını sevmeyen kişi sırf babasının, eşinin veya herhangi bir yakınının yazmış olduğu kitap diye romanı okur. Çünkü merak eder sevdiği kişinin/yakınının neler düşündüğünü, hissettiğini daha iyi anlamak ister kitabından. Hatta nasıl bir anlatım biçimi, üslubu, cümle yapısı kullanmış onu bile merak ettiği için okumaya başlar.

Peki, yazarı Allah olan kitap nasıl olurda merak edilmez, okunmaz. Allah’a inanan O’nun eşsiz ve bir olduğunu, görünmeyen ama her şeyi gören, duyan, bilen, bizi ve gördüğümüz, göremediğimiz her şeyi yaratan/var eden bir yaratıcının olduğunu bilen kişi nasıl olur da Allah’ın kitabını okumaz. Yazarı Allah olan bir kitap… Bunu düşünmek bile insanı ürpertmez mi? Bence Kuran’ın Allah katından olduğuna inanan insan, niçin kuran okumadığını, nasıl Allah’ın kitabına bu kadar ilgisiz kalabildiğini sorgulamalıdır.

Ne yazık ki bir de Kuran okuduğunu zanneden ama Kuran’dan nasiplenemeyen insanlarda var. Hem de çok fazla… Arapça dilini bilmeyip Kuran’ı Arapça okuyan insanlar bunlar. Hiç anlamadan, hiç düşünmeden okunan bir kitap, insana nasıl fayda verebilir. İnsan nasıl yararlanabilir bu okuduğu kitaptan, ki bu kitap Kuran ise hem de.! Rabbimizin öğüt ve hatırlatma, hidayete ermenin yolu dediği kitap ise… Nasıl öğüt alalım anlamadan okursak. Allah bizden böyle bir şeyi ister mi? Kuran’ın ayetlerini hiç anlamadığımız bir dilde seslendirmemizi, neden istesin? Rabbimizin bizden istediği, gönderdiği kitabını okumamız, düşünmemiz, akletmemiz ve YAŞAMAMIZ değil mi? Onlarca ayette düşünmez misiniz demiyor mu? Düşünmeyen, akletmeyen, aklını kullanmayan insanları Allah kınamıyor mu, hayvanlardan farksız olurlar demiyor mu? (Yunus 100, Enfal 22) O zaman hala niçin Arapça dilini bilmeden, ısrarla Kuran’ın Arapça harflerini seslendirmemiz? Allah Arap dilini diğer dillerden kutsal saymamışken, bizim bu kutsallaştırmamız neden?!

Allah Kuranı Arapça indirmesinin nedenini de söylemiyor mu yine Kuranda? Eğer Kuran’ı Arabistan’a değil de başka bir topluma gönderseydi bu seferde o toplumun dilinde olurdu Kuran. Bunu şu ayetlerden de anlayabiliriz açıkça.

‘’Eğer biz onu, yabancı (dilde) bir Kur’ân yapsaydık derlerdi ki: Ayetleri (anlayacağımız) bir dille açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı söz mü (geliyor)? De ki: O, inananlar için bir yol gösterici ve (gönüllere) şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır ve o, onlara bir körlüktür. (Sanki) Onlar, uzak bir yerden çağırılıyorlar (da duymuyorlar).’’
Fussilet suresi 44.ayet

‘’Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de doğru yola eriştirir; güçlü olan, Hâkim olan O’dur.‘’
İbrahim suresi 4. ayet

Ve Müslümanlığı daha iyi öğrenmek, anlamak, yaşamak isteyen insanlar neden ilk olarak hocalara/din adamlarına müracaat ediyor? Madem Kuran’ın ilahi kitap olduğuna inandın, madem İslam’ı seçtin o zaman neden İslam’ın kaynağına başvurmuyorsun. Hocaların anlattığı dinin, İslam olduğuna nasıl bu kadar güvenebiliyorsun. Hayır, madem hocaları dinliyorsun neden anlattıklarını KURANLA DELİLLENDİR MİYORSUN, her söylediklerini hemen hak sayıyorsun.Söz konusu ahiretimiz/ebedi yaşayacağımız yurdun sınavı değil mi? Öyleyse din adamlarına bu kadar rahat nasıl güvenebiliyoruz. Ya yanılıyorlarsa, ya bize yanlış yolda olan atalarının dinini anlatıyorlarsa, ya bizi ateşe çağırıyorlarsa… Hiç mi korkmuyoruz.!

Eğer ki hocaların İslama atıfta bulunarak din adına vermiş oldukları hükümleri sorgusuz sualsiz kabul edersek ve o hocalar yanılıyorlarsa, bu Allah’a şirk koşmaya götürmez mi insanı? Ama biz din adına herhangi bir konuda yanılarak hüküm verirsek Allah bizi affedebilir. Çünkü Kuran’ı okumuşuzdur, düşünmüşüzdür, sorgulamışızdır, Müslüman dostlarımıza danışmışızdır ve sonucunda ayeti yanlış yorumlayabiliriz. İşte bu yanılmaktır ve Allah’tan yanıldıklarımızdan dolayı her zaman af isteriz zaten. (Bakara,286) Ama diğer türlü, sırf hocalar söylediği için, İslam adına yanlış hüküm verirsek bu yanılma olmaz, bu o hocayı SORGULAMADAN, KURANDAN DELİL İSTEMEDEN inanmak olur, şirk olur. Allah, Kuranda da daha önce kendilerine kitap verilenlerin, din adamları yüzünden şirke düştüklerini bildirir, bizi bu konuda uyarır. (Tevbe, 31)

Bizde eğer dinimiz İslam diyorsak, İslamı tek ve gerçek kaynağından öğrenmeliyiz. Kuranı her gün okumalıyız, düşünmeliyiz, yaşamalıyız. Yoksa okuduğumuz Kuran, bizim hayatımızı değiştirmiyorsa, bizi kötülüklerden, günahlardan, şirkten korumuyorsa, bizi aydınlığa çıkarmıyorsa, bilin ki o Kuranı biz gerçek anlamda okumuyoruz, düşünmüyoruz, akletmiyoruz, hayatımıza sokmuyoruz!

İlgili Yayınlar: