130586

 

1 – Abdesti bozan sebep, hades-i semavi cinsinden olmalıdır. Yani namaz kılan kimsenin irade ve ihtiyarı olmadan abdesti bozulmuş olmalıdır, elinde olmaksızın burnunun kanaması gibi. Birinin vurması veya bir canlının ısırması sebebiyle kan çıkması, kasten abdest bozma gibidir. Çünkü fi’lin oluşmasında kulun ihtiyarı bulunması sebebiyle “semavi hades” vasfından çıkmış olur. Hatta birisi damda yürürken aşağıda namaz kılan kimsenin başına taş düşüp kanamış olsa yine hades-i semavi sayılmaz. Çünkü taşın düşmesi ihtiyari değil ise, onun düşmesine sebep olan yürümekte irade ve ihtiyar mevcuttur.
2- Namaz kılanın vücudunda meydana gelmiş olmalıdır. Böyle olmayıp da hariçten namaza engel olabilecek bir pislik, namaz kılan kimsenin üzerine isabet etse onu temizleyip de namaza devam edemez. Bu durumda o kimsenin namazı fasid olur.
3- Abdesti bozan sebep, guslü gerektiren bir şey olmamalıdır. Bundan şu kast olunmaktadır: Namaz kılan uyuklayıp da uykusunda ihtilam olsa veya bir şeye bakmanın yahut nahoş şeyler düşünmenin neticesinde kendisinden meni boşanmış olsa; gusül yapıp da namazın geri kalanını tamamlayamaz. Yeni baştan kılması gerekir.
4- Abdesti bozan sebep, çok nadir vukubulan cinsten olmamalıdır. Bayılma gibi nadiren vukubulan bir şey ile abdest bozulacak olsa, abdesti alıp üzerine tamamlamak caiz değildir.
5- Namaz kılan o kimse, abdest bozulduktan sonra, bir rükün eda etmiş olmamalıdır. Mesela, kıyamda Kur’an-ı Kerim okumakta iken abdesti bozulan kimse, okumayı kesmeyip, abdest yenilemeye giderken Kur’an okumaktan; abdestin bozulması rüküda veya secdede iken vaki olsa, rüknü eda kastı ile başını kaldırmaktan çekinmektir. Bu kimsenin rükü ve secdeden başını kaldırması abdestini tamamlamaya gitme kastı ile olacaktır. Bunları yapan kimse, namazın rüknünü abdestsiz olarak ifa edince, namazını ifsad etmiş oduğundan, abdestinin bozulduğu yerden devam ederek namazını tamamlayamaz. Abdestini aldıktan sonra, namazı baştan kılması gerekir. Böyle bir hal kıyamda iken vaki olunca okumayı hemen kesip rükü veya secdede vaki olunca hemen namazdan çıkıp abdestini yeniler, o rüküu veya secdeyi sonra iade eder.
6- Yürüme halinde iken bir rükün eda etmiş olmamalıdır. Şöyle ki: Abdestini tazeleyip gelirken, namazının rüknü olan kıraeti eda etmek, namazı tamamlamaya mani bulunmaktadır.
7- Abdesti bozulmuş olan bu kimse, namaza aykırı bir iş yapmamalıdır. Elinde olmayan bir sebeple abdesti bozulduğu zaman, kasten abdestini bozmak, yemek, içmek ve konuşmak gibi namaza zıt bir şeyi yapmaktan çekinmelidir. Bunlardan birini yapan kimse, abdestini alarak namazının üzerini tamamlayamaz. Avret mahallinin açılması da namazı tamamlamaya mani olan hallerdendir. Bu sebeple abdesti bozulan bir kadın, bu hükümden faydalanamayacak ve abdest aldıktan sonra namazını baştan kılacaktır. Çünkü kadının kolunu açması ile namazı bozulmuş olur.
8- Zaruri olmayan bir işi yapmış olmamalıdır. Mesela, abdesti bozulan bir kimse, abdestini yenilemek için kendine yakın yerdeki suyu bırakıp da iki saflık bir mesafeden daha uzak bir yere gitmek gibi lüzumsuz iş yapmaktan çekinmelidir. Yakında su olduğunu bildiği halde, bildirilen mesafedeki uzak bir yere gidip abdest almak, namazını tamamlamaya mani hallerdendir. Eğer yakındaki suyu unutur veya su kuyu içinde olmakla onu çıkarmak ve kullanmak zahmetli bir iş olduğu için uzağa gitmiş olursa, bu, namazını tamamlamaya mani sayılmamıştır. Çünkü başka su varken kuyudan su çekmek, namazın tamamlanmasına engel olan işlerden sayılmıştır.
9- Abdestin bozulmasından sonra, özürsüz bir gecikme yapmamak. Bir kimsenin elinde olmayan bir sebeple abdestinin bozulmasından sonra, herhangi bir özrü yok iken eğlenip de abdest almaktan gecikmemelidir. Böyle bir eğlenme, namazın bir cüz’ünü abdestsiz iken eda etmek demek olacağından, abdestini tamamladıktan sonra üzerine bina etmeye engel olur. “Özürsüz olarak” kayd-i ihtirazisi, abdesti bozan sebebin -mesela burun kanamasının- kesilmemesi veya fazla izdiham gibi bir özürden dolayı vaki olan gecikmeyi dışarda bırakmış olduğundan, bahsi geçen özürler veya benzeri bir sebeple gecikmek, abdestini aldıktan sonra namazın geri kalanını tamamlamaya engel olmaz.
10- Abdest bozulmasından sonra, namaz kılanın daha önce abdestinin bozulmuş olduğu ortaya çıkmamalıdır. Mesela, abdesti bozulan bu kimsenin ayağındaki mestin müddetinin dolmuş olduğu anlaşılmış olsa, abdestini alıp da namazının geri kalanını tamamlayamaz. Sahibi özür bulunan bir kimse için namaz vaktinin çıkması veya teyemmüm ile namaz kılmakta iken abdesti bozulmuş bulunan bu kimsenin su bulmuş olması da namazı tamamlamaya engel olan hallerdendir.
11 – Namaz kılan kimse, sahibi tertip ise üzerinde geçmiş bir namazın bulunduğunu hatırlamamalıdır. Böyle bir kimse, geçmiş kaza namazlarının olduğunu hatırlayacak olsa abdestini alıp namazının üzerine devam ederek tamamlama yoluna gidemez.
12- İmama uymuş bulunan bir kimse, elinde olmayan bir sebeple abdesti bozulunca, abdestini yenilediğinde, arada bir engel varsa, namaz kıldığı yere dönüp orada imama uyması gerekir. Eğer namaz kıldığı yere dönmeyerek, bulunduğu yerden iktidasına engel olan kadın saffı gibi bir mani bulunduğu halde imama uyarsa namazı fasid olur. Çünkü iktida kendisine vacip iken bunu sahih olmayan bir yerden yapmış olmaktadır. Kendisi muktedi olduğu için, münferiden eda etmesi de caiz olmaz. Şayet bu kimse, abdest alırken imam namazı bitirmiş ve selam verip namazdan çıkmış bulunursa, namaz kıldığı ilk yerine dönüş yapmaz. (Kendi başına namaz kılmakta bulunan bir kimse, abdestini aldıktan sonra bulunduğu yerde hemen namazını tamamlayıvermekle, namaz kıldığı yere dönmek arasında serbest bulunmaktadır)
13- İmam bulunan ve abdesti bozulan kimse, imamlığa ehliyeti bulunmayan bir şahsı imamlığa geçirmemelidir. Mesela, böyle bir kimse, çocuğu, kadını veya ümmi bir kimseyi kendi yerinde imamlık yapmak üzere mihraba geçirirse, hem imamın namazı hem de cemaatin namazı bozulmuş olur. Namazı yeni baştan kılmaları gerekir

İlgili Yayınlar: