mc

MÜKELLEFLERİN YAPMALARI GEREKEN İŞLER

Farz: Allah’ın kesin olarak işlenmesini emrettiği hükme denir. Namaz, oruç, zekât, hac, ana-babaya itaat vd. gibi. Farzın terki haramdır. İşlenmesinde sevap, özürsüz terkedilmesinde Allah’ın azabı vardır. Farzı inkar eden kimse dinden çıkar, kâfir olur.
Farz ikiye ayrılır:

a- Farz-ı Ayın: Mükelleflerden her birinin yapması şart olan farzdır. Bir kimse diğerinin yerine namaz kılamaz, oruç tutamaz. Bu tür farzları herkesin bizzat yapması gerekir.

b- Farz-ı Kifâye: Mükelleflerden bazılarının yapmalarıyla diğerlerinden düşen, onlar için yapma mecburiyeti kalmayan farzlardır. Cenaze namazı kılmak gibi. Müslüman bir kimsenin cenaze namazının kılınması o beldede yaşayan müslümanlara farzdır. Bir kişi dahî kılmış olsa farz yerine gelmiş olur. Kılınmazsa orada oturan kimseler günahkâr olurlar. Kılan sevabını alır, kılmayan günahkâr olmaz.

Vacib: Yapılması şer’an kat’î bir delil ile sabit olmamakla beraber, kuvvetli bir delil ile sabit olan şeydir. Sadaka vermek, Bayram Namazı kılmak gibi.

Sünnet: Farz ve vacip olmayıp, peygamberimizin ibadet maksadıyla yaptığı ve bize de emrettiği şeylerdir. Beş vakit namazda kılınan sünnetler, teravih namazı ezan ve kâmet gibi… Sünnetlerin işlenmesinde sevap, bile bile terkedilmesinde peygamberimizin takdîri vardır. Sünnetleri terketmeyi alışkanlık haline getirenler Peygamberimizin şefaatine nail olamazlar.

Müstehab: İşlenmesinde sevap olan, terkinde günah olmayan şeylerdir. Nafile namaz kılmak, oruç tutmak gibi.

Mübah: Yapılmasında sevap olmadığı gibi terkedilmesinde de günah olmayan fiillerdir. yemek içmek gibi.
Haram: Mükellefin yapmamasını isteyen ve kat’i bir delil ile sabit bulunan şer’i bir hükümdür. “Adam öldürmeyiniz, içki içmeyiniz, yer yüzünde fesat çıkarmayınız.” gibi insan-ları bazı fiillerden yasaklayan hükümlerdir.

Mekruh: Allah’ın, haram kadar kesin olmayan yasaklarıdır. İki kısma ayrılır.

a) Tahrîmen (Harama yakın) Mekruh: Vaciplerin terkedilmesi bu kısma girer. Özürsüz olarak ikindi namazını geciktirip gün batarken kılmak gibi.

b) Tenzîhen (Helâle yakın) Mekruh: Sünnet ve müstehabları yapmamak bu bölüme girer. Sağ eliyle sümkürmek gibi…

Müfsid: Başlanmış bir ibadeti bozan işe denir. Namazda gülmek, konuşmak, oruçlu iken bile bile yemek içmek gibi… Çünkü, gülmek ve konuşmak namazı, bilerek yemek içmek de orucu bozar.

İBADET
İbadet, Allahu Teâlâ’ya saygı ve ta’zim göstermektir. Allahu Teâlâ’ya karşı yalvarıp kulluğunu göstermenin son derecesidir. İbadetle hem kalbdeki iman kuvvet bulur, hem de Allah’a karşı borçlu olduğumuz kulluk vazifesini yapmış oluruz.
İslâmda ibadet şu şekillerde olur.
a- Beden ile: Namaz ve Oruç gibi,
b- Mal İle: Zekât gibi.
c- Hem beden hem mal ile olan ibadet: Hacca gitmek gibi.
Beden ile yapılan ibadetlerde başka birini vekil yapmak caiz değildir. Allah’ın emreylemiş olduğu namazı herkesin kendisi kılması lazımdır.
Oruç da böyledir. Başka birinin yerine namaz kılmak, oruç tutmak caiz olmaz.
Ancak zekat ve hac için vekil tayin edilebilir.

İlgili Yayınlar: