TARİH : 14.09.2018
MUHARREM AYI VE ÂŞÛRÂ GÜNÜ

Allah’ın yarattığı aylar, günler, geceler arasında
çok kıymetli kazanç mevsimleri vardır. Halen içinde
bulunduğumuz Muharrem ayı da müminlerce ganimet
ve fırsat bilinmesi gereken kıymetli bir zaman
dilimidir. Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem, ilâhî feyz
ve bereketin, huzur ve güvenin başlangıcıdır.
Kıymetli Müslümanlar!
Muharrem ayı, savaşmanın haram kabul edildiği
dört aydan biridir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de
şöyle buyurmaktadır. “Doğrusu Allah’a göre
ayların sayısı, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı
günkü yazısına uygun olarak on ikidir; bunlardan
dördü haram aylardır. İşte doğru olan hesap
budur…”1 Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de
“Ramazan ayından sonra en kıymetli oruç Allah’ın
ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”2
hadisi
şerifiyle, bu ayın manevi bereketine işaret etmiştir.
Muhterem Kardeşlerim!
Önümüzdeki hafta Perşembe günü idrak
edeceğimiz Muharrem ayının onuncu günü, Âşûrâ
günüdür. Resûl-i Ekrem (s.a.s.), “Âşûrâ günü tutulan
orucun, bir önceki yılın günahlarına kefaret
olmasını Allah’tan ümit ediyorum”3
buyurmuş,
Âşûrâ gününe, Muharrem’in dokuzuncu veya on
birinci gününü de ekleyerek iki gün oruç tutmayı
müminlere tavsiye etmiştir.
4

Âşûrâ günü, aynı zamanda tarihimizde ve
hafızalarımızda derin bir hüzün ile yer etmiştir. Bu
elim günde, Sevgili Peygamberimizin torunu ve Hz.
Ali ile Hz. Fatıma’nın gözünün nuru olan Hz. Hüseyin
Efendimiz, yanında bulunan yetmişten fazla
Müslüman ile birlikte Kerbelâ’da şehit edilmiştir.
Kerbelâ, Allah ve Resûlüne iman edip, Ehl-i Beyt
sevgisini gönüllerine nakşedenlerin ortak acısı, yürek
sancısıdır. Bu menfur hadiseyi gerçekleştirenler,
mezheb ve meşreb farkı gözetmeksizin, istisnasız
bütün Müslümanların vicdanlarında mahkûm
olmuşlardır.
Bugün de nice İslam beldesi acı ve gözyaşıyla
yoğrularak adeta birer Kerbelâ’ya dönmüştür.
Kardeşlerimiz zulme uğrarken, masum kadın ve
çocuklar hayattan koparılırken bizlere düşen,
Kerbelâ’yı doğru anlamak ve haksızlıklar karşısında
Hz. Hüseyin misali bir duruş sergilemektir.
Kardeşlerim!
Hz. Hüseyin, Kur’an-ı Kerim’i ve Rahmet
Peygamberinin şerefli sünnetini kendine rehber
edinmiştir. Zulme rıza göstermemiş, adaletsizliğe
seyirci kalmamıştır. Kendisine yapılan telkinlere itibar
etmeyerek hakkın, hakikatin, huzur ve barışın
yeryüzüne hâkim olması için yola çıkmıştır.
Böylelikle kıyamete kadar bütün insanlığa onurlu bir
mücadelenin eşsiz örneğini sunmuştur.
Muhterem Müminler!
Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, “Şüphesiz bu
benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun; başka
yollara sapmayın; sonra onlar sizi Allah’ın
yolundan ayırır…”5
buyurmaktadır. Allah Resûlü
(s.a.s.) de bizlere şöyle nasihatte bulunmaktadır.
“Birbirinizin eksiğini bulmaya çalışmayın,
birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın,
birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırtınızı
dönmeyin, birbirinize kin ve nefret beslemeyin. Ey
Allah’ın kulları! Kardeşler olun!”
6
O halde, geliniz! Irk, dil, mezheb ve meşreb
farklılıklarının arkasına sığınarak kardeşliğimizi hedef
alanlara, coğrafyamızda yeni Kerbelâ’lar yaşanmasını
arzulayanlara karşı uyanık olalım. Hz. Hüseyin
Efendimiz gibi iyilerin ve iyiliklerin yanında,
kötülerin ve kötülüklerin karşısında olalım; hakkı ve
hakikati ayakta tutalım. İslam’ın aydınlığında buluşan
gönüllerimizle, birliğe, dirliğe, vahdete koşalım.
Başta Hz. Hüseyin ve Kerbelâ’da şehit olan Ehl-i
Beyt olmak üzere, mukaddesatımız uğruna can veren
bütün şehitlerimize selam olsun. Makamları âlî,
mekânları cennet olsun.
Kıymetli Kardeşlerim!
Pazartesi günü okullar açılıyor, yeni bir eğitimöğretim
yılı başlıyor. Yeni eğitim-öğretim yılının
geleceğimizin umudu olan öğrencilerimize, onları
yarınlara hazırlayan öğretmenlerimize hayırlar
getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Cenâb-ı
Hak çocuklarımıza zihin açıklığı, öğretmenlerimize
başarılar ihsan eylesin.

1 Tevbe, 9/36.
2 Tirmizî, Savm, 40.
3 Tirmizî, Savm, 48.
4
İbn Hanbel, I, 240.
5 En’âm, 6/153.
6 Buhâri Edep, 57.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü