islami siteKuranı Kerim, insanlar için bir yaşam rehberidir. Yüce Rabbimizin en güzel ahlakı bildirdiği Kuranı okumak ve emir ve yasaklarını titizlikle uygulamak her Müslümanın görevidir. “Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir Kitap`tır.” (Bakara Suresi, 2)

Kuranı okuyan insanlar bilir ki, Allah kullarına sabırlı olmalarını ve bunda kararlı davranmalarını emreder. Bu tavır insanlar için faydalı sonuçlar doğuran güzel bir ahlak örneğidir aslında. Yaşanan olumsuz olaylarda gösterilen sabır ve tevekkül, olayların büyümesine engel olurken daha güzel sonuçlar elde edilmesini sağlayabilir. Yaşanan olumsuz olaylarda öfkeye kapılıp, sabırlı davranamamak kişiyi içinden çıkılmaz durumlara sokar çoğu zaman. Karşılaşılan her olayın Allahın kontrolünde ve bir sınav dahilinde gerçekleştiğini bilmek ve sabırlı davranmak hem bu dünya için hem ahiret için büyük yarar sağlar insana. Allah pek çok ayetinde “sabredin” derken, sabır gösterenleri de cennetle müjdelemektedir:
“İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar. ” (Furkan Suresi, 75)

Aynı zamanda Yüce Rabbimiz, güzel ahlak özelliklerini bildirdiği Kuran’ı Kerim’de, bize yapılan kötülüklere karşı iyilikle cevap vermemizi de emretmiştir:

“İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. ” (Fussilet Suresi, 34)

Ayetten de anlaşılacağı gibi kötülükleri uzaklaştırmanın en güzel yolu iyilikle davranmaktır. Bu güzel üslup kötülük düşünen insanı bile yumuşatıp düşmanlığı sona erdirebilecek kadar güçlü ve etkili bir davranıştır. Allah kulları arasında kavga ve düşmanlığı engellemek için onları şeytana karşı uyarır ve birbirlerine güzel söz söylemelerini bildirir: “Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır. “(İsra Suresi, 53)

Kuranda bildirilen ve bizlerin de sorumlu olduğumuz ahlak özelliklerinden biri de sert üsluplardan kaçınıp yumuşak huylu olmamızdır. “Allah`tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi… ” (Al-i İmran Suresi, 159)

Kuranın her ayetinde bizler için bir öğüt bulunmaktadır. Bizlere düşen bu öğütlere uymak ve Allahın razı olacağı davranışları sonuna kadar kararlılıkla devam ettirmektir. Şeytan pek çok yöntemle bizlere yaklaşarak sabrı, tevekkülü, güzel sözü ve davranışı engellemeye çalışır. “Sabır sabır nereye kadar?, “hep ben mi alttan alacağım”, “bu kadarı da fazla”, “artık yeter” gibi kışkırtmalarla güzel ahlaktan vazgeçirmeye çalışır.

Gerçekten inanmış müminler için sabrın ve güzel ahlakın sınırı yoktur. Güzel ahlaktan vazgeçmek demek Allah’ın yolundan sapıp şeytanla omuz omuza yürümek demektir. Bu nedenle şeytanın bu türlü kışkırtmalarına karşı uyanık olmalı ve Allah yolunda kararlı bir şekilde yaşamalıyız. Güzel ahlak göstermekten vazgeçmeden..

“… Sürekli olan `salih davranışlar` ise, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır” (Kehf Suresi, 46)

Allah, Kuran-ı Kerim’i insanlara açıklayıcı bir rehber olarak göndermiş ve onda insanlar için en kolay ve en güzel yaşam tarzını bildirmiştir. Allah’ın razı olacağı tüm ahlak özellikleri ve iman edenlerin yapmaları gereken her şey, tüm detayları ile Kuran’da tarif edilmiştir.

Ey insanlar Rabbinizden size ‘kesin bir kanıt (burhan)’ geldi ve size apaçık bir nur (Kur’an) indirdik. (Nisa Suresi – 174)

Rabbimizden gelen kesin ve apaçık Kuran’ı başucu kitabı edinmek, her Müslüman’ın acil olarak yapması gereken en önemli konudur. Kuran, her yaşta ve eğitimdeki her insanın anlayabileceği kadar açık ve hikmetli bir kitaptır. Kuran’ı anlamak için yüksek bir zeka ve yeteneğe değil, samimi bir niyete ve ihlasa sahip olmak yeterlidir. Allah’ın hidayet bahşettiği derin iman sahibi olan herkes Kuran’ı okuduğunda, göstermesi gereken ahlak özelliklerini rahatlıkla anlayabilir.

Andolsun, bu Kuran’da insanlar için biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk… (Kehf Suresi -54)

“Apaçık Kitab’a andolsun;” (Zuhruf Suresi – 2) ayetinden de anladığımız gibi Kuran, anlaşılması zor, karmaşık bir kitap değildir ve “Bu (Kuran) insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.” (Al-i İmran Suresi – 138)

Ancak yalnızca Allah’tan korkup sakınan ve O’na gönülden, katıksız olarak bağlananlar ile ahireti dünya hayatına tercih eden samimi kullar Kuran’dan öğüt alır ve düşünürler. Rabbimiz bir ayetinde Kuran’ı indirme sebebini şu şekilde açıklamıştır:

Biz sana bu Kuran’ı güçlük çekmen için indirmedik, içi titreyerek korku duyanlara ancak öğütle-hatırlatma (olsun diye indirdik). (Taha Suresi – 2,3)

Kuran, iman eden insanların tüm hayatını şekillendiren bir başucu kitabı olmalıdır. İnsan uyandığı anda, o günü kendisine bahşeden Rabbine şükretmeli ve gününü Allah’a adayarak Kuran’da bildirilen güzel ahlak özelliklerinin tümünü üzerinde taşımak için çaba sarf etmelidir.

Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka ilah yoktur. Ve müşriklerden yüz çevir. (Enam Suresi – 106)

Peygamberimiz efendimiz kavmine, başvurulması gereken tek kaynağın Kuran olduğunu söylemiş ve bir hadis-i şerifinde Müslümanlara şu öğütlerde bulunmuştur:

“Kuran’a sımsıkı bağlı olunuz ve Onu kılavuz ve rehber edinin. Zira O, Alemlerin Rabbi’nin kelamıdır. Ondandır ve O’na döner. (Sizi de Ona çeker.)” (Ramuz El-Ehadis, 2. cilt, s. 317, no. 10)

Kuran’ı rehber edinmek, insanı batıla inanıp Hak’tan uzaklaşmaktan korur.

… İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kuran… (Bakara Suresi – 185)

Kuran ahlakı ile yaşamak insanı pek çok dünyevi sıkıntıdan kurtarır. Allah’ın gücünün farkında olmak ve O’na sığınmak iman eden kullar için büyük bir lükstür. Zira Kuran ayetlerinden haberdar olan insanlar, “Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır. ( İnşirah Suresi – 6) ayeti gereği, Allah’ın vaadinin hak olduğuna tam teslim olurlar ve karşılaştıkları olumsuz olaylarda, arkasından gelecek olan kolaylığı sabırla bekler ve sonunda şifa bulurlar.

Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü’minler için bir hidayet ve rahmet geldi. (Yunus Suresi – 57)
Bu konuda Kuran’da yer alan diğer ayet ise şöyledir:
Kur’an’dan mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz. (İsra Suresi -82)

Pek çok insan, Kuran ayetlerini yaşamanın dünya ve ahirette sağlayacağı faydalardan habersizdirler. Günlük belirli ibadetlerini yerine getirip, sadece bu anlarda Allah’ı, ölümü ve ahireti düşünür, sonra günlük işlerine dalarak tüm bu gerçeklerden uzaklaşırlar. Ölümü kendilerinden çok uzakta gördükleri ve ahirette alacakları karşılığı düşünmedikleri için Allah rızasını kazanmak konusunda yeterince şevk ve heyecan hissetmezler. Allah’ın Kuran’da kendilerinden ne istediğini akıllarına dahi getirmezler. Merak edip okumadıkları gibi saygı gereği süslü kılıflara koyup yüksekçe bir yere asarlar. Bir ayette bu gerçek şöyle hatırlatılmıştır:

Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar.” (Furkan Suresi – 30)

Oysa pek çok insan, sevdiğinden aldığı mesajı okumadan bir gün dahi geçiremezken, sevgimizi yöneltmemiz gereken tek yüce varlık olan Allah’ın göndermiş olduğu mesajı okumadan bir ömür geçirirler.

İşte bu (Kur’an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O’nun yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi -52)

Faruk:
Ne hazindir ki bir çoğu konuşmalarıyla sevdirdikleri İslam’dan bihaber hayat tarzlarıyla şaşırtmışlar bizi.
Gayrimüslim birinin sözü hala kulaklarımı çınlatmakta:
“İnsanlar bana söylemleriyle İslam’ı sevdirdiler ama yaşantılarıyla nefret ettirdiler.”
Kişilere endeksli bir hayat tarzı değil aslında İslam. Kişiyle özdeş değil. Kimsenin tapulu malı değil kısacası. Aslında İslam’a bakış açımızdaki problemden kaynaklanıyor tüm bunlar. Şu gerçeği çoğu zaman gözden kaçırıyoruz. Kişiler değil, yoktan var edenin bize inzal ettiği Kitap anlatıyor Müslüman’ı ve onun hayat tarzını. Ne yapması gerektiğini ve ne yapmaması gerektiğini yine Kur’an çiziyor yeşil ve kırmızı çizgilerle. Oldukça belirgin bir çizgi çizer Kur’an insanları tanımlarken. Öyle belirgin ki, birbirine karışması imkansız. Birbiri içine geçmesi ve yanlış anlamamız imkansız. Tüm olasılıkları göz önünde bulunduran Rabbimiz altlarına çizdiği kalın çizgilerle tanımlar insana dair tüm vasıfları. Müslüman, mü’min, kafir, fasık, mücrim, münafık, müfsit, zalim, hata edenler, hataları hayatlarını kuşatanlar, mazlum, mustazaf, müstekbir gibi bir çok tanımı açık bir şekilde görmekteyiz. Allah’ın kitabı hiçbir şeyi noksan bırakmadan açık ve net bir şekilde açıklıyor hepsini. Beşerin kendi tanımlarına gerek duymadan onların yanlış anlama ve yanlış tanımlamalarını göz önünde bulundurarak ona bırakmıyor yüce yaradan. Bizi Kur’an şekillendiriyor ve ismimizi yine Kur’an koyuyor.
Bizi dirilten, ayağa kaldıran, yaşamımızı şekillendiren yine yüce Allah’ın kitabı. Evet bizi diriltecek olan tek kaynak.
Dirilt bizi ey Kur’an!
Kur’an’la istiyoruz. Kur’an’la diliyoruz. Kur’an’la şekillendirmek istiyoruz hayatamızı. Dirilt bizi ey Kur’an, bizi ve kalbimizi.
Ey Kur’an dirilt bizi, bir daha ölmemek üzere…

islami sohbet,islami Radyo

İlgili Yayınlar: