ssss

Selim kalbi öteden beri hep düdüklü tencere misali ile değerlendiririm.
Yani, nasıl düdüklü tencere patlayıncaya kadar dışarıya hiçbir şer
sızdırmaz, aynen öyle de selim kalp de budur veya böyle olmalıdır. Zaten
rahmetle içli-dışlı olma, herkes hakkında iyi düşünme, insanı ister istemez
bu kalıba koyar. Yeter ki, biz o yolda olalım.
Evet, insan başkalarının kusuruna hiç bakmamalıdır. Çok defa ifade ettiğimiz
gibi, kendi nefsi adına savcı, başkaları adına bir avukat gibi
davranmalıdır. Ahlak-ı İlahi’ye bakın ki, esmasının tecellilerini
üzerlerinde taşımaktan başka meziyetleri olmayan kafirlere, herşeylerine
rağmen yaşama hakkı veriyor. Yine ahirette adaletinin tecelli şekline bakın

ki, sevapları ağır basan insanı günahlarına rağmen affediyor. İşte “İlahi
ahlak ile ahlaklanın” felsefesinden hareketle, etrafımızdakilerin hep böyle
iyi yanlarını görmeli, kötü yanlarını-eğer varsa- görmemeye kararlı
olmalıyız ki, ancak bu sayede selim kalbi kazanabiliriz. Unutmayalım, kalbin
selim olması hiç de hafife alınacak bir mesele değildir. Kur’an şu veciz
ayetiyle bunu ne de güzel ifade eder: “O gün, ne mal fayda verir, ne de
evlad. Ancak Allah’a kalb-i selim ile gelenler (müstesna)
islami sohbet

İlgili Yayınlar: