Kâfir Müslüman olmaz mı?

Sual: İbni Sebeciler, kâfirlerin Müslüman olmasını niçin kabul etmiyorlar? Hazret-i Ömer ve Hazret-i Vahşi, Müslüman ve sahabi oldukları hâlde niye onların aleyhine konuşup lanet ediyorlar?
CEVAP
Kur’an-ı kerime inanmadıklarından dolayı lanet ediyorlar. Onlar Eshab-ı kiramın hemen hepsine düşmanlık ediyorlar. Kur’an-ı kerimi Eshab-ı kiram topladığı için, onlara inanmıyorlar. (Sahabenin hepsi cennetliktir) âyetini Eshab uydurdu diyorlar. Âyetlere inanmayana ne dense kâr etmez. Bizim sözümüz, onlara değil, onların etkisinde kalan saf Müslümanlaradır. Bir kâfir Müslüman olursa, ona hâlâ kâfir gözüyle bakılamaz. Bir âyet-i kerime meali:
(Tevbe edip iman edenlerin ve salih amel işleyenlerin günahlarını sevablara çeviririm. Allah çok affedici ve çok esirgeyicidir.) [Furkan 70]

Bu âyetin Hazret-i Vahşi için indiği, Hadika’da bildiriliyor. Demek ki, bir kâfir Müslüman olunca, bütün günahları sevaba çevriliyor. Allahü teâlânın affı ve mağfireti boldur. Mülk Onundur, dilediğine, dilediği kadar ihsan eder. Hazret-i Ömer, bir müşrik iken, Müslüman ve sahabi olunca, en yüksek derecelere çıktı. Medine’ye hicretle şereflenen, Allahü teâlânın övdüğü muhacirlerden ve ilk iman edenlerden biri oldu. Bir âyet-i kerime meali:
(Muhacirlerin ve Ensarın önce imana gelenlerinden ve onların yolunda gidenlerden Allah razıdır. Onlar da Allah’tan razıdır. Allah, onlar için cennetler hazırladı.) [Tevbe 100]

Mekke fethedilince, Vahşî, Mekke’den kaçtı. Bir zaman uzak yerlerde kaldı. Sonra pişman olup, kimliğini bildirmeden Medine’de mescide gelip, selam verdi. Resulullah efendimiz selamını aldı. Vahşî dedi ki: (Ya Resulallah! Bir kimse Allaha ve Resulüne düşmanlık yapsa, en kötü, en çirkin günah işlese, sonra pişman olup temiz iman etse, Resulullah’ın huzuruna gelse, bunun cezası nedir?) Resulullah, (İman eden affolur, kardeşimiz olur) buyurdu. (Ya Resulallah! Ben iman ettim. Allah’ı ve Resulünü her şeyden çok seviyorum. Ben Vahşî’yim) dedi. Resulullah, Vahşî adını işitince, Hazret-i Hamza’nın şehid edilmiş hâli gözünün önüne geldi. Ağlamaya başladı. Vahşî, öldürüleceğini anlayarak kapıya doğru yürüdü. Eshab-ı kiram kılıçlarına sarılmış, işaret bekliyordu. Vahşî, (Son nefesimi alıyorum) derken, Cebrail aleyhisselam geldi.

Allahü teâlâ, (Ey sevgili Peygamberim! Bütün ömrünü puta tapmakla, kullarımı bana düşman etmeye uğraşmakla geçiren bir kâfir, bir kelime-i tevhid okuyunca, ben onu affediyorum. Sen, amcanı öldürdü diye Vahşî’yi niçin affetmiyorsun? O pişman oldu. Şimdi sana inandı. Ben affettim. Sen de affet!) buyurdu. Herkes, öldürün emrini beklerken, Resulullah, (Kardeşinizi çağırın!) buyurdu. Kardeş sözünü işitince, saygıyla çağırdılar. Resulullah, Vahşî’ye, affolunduğunun müjdesini verip, (Fakat seni görünce dayanamıyorum, elimde olmadan üzülüyorum) buyurdu. Hazret-i Vahşî de, Resulullah’ı üzmemek için, bir daha yanına gelmedi. Mahcup, başı önünde yaşadı. Aynı mızrak ve okla, peygamberlik iddiasında bulunan Müseyleme’yi öldürüp büyük hizmet etti. (Eshab-ı kiram kitabı)

Peygamberimiz birkaç kâfire beddua etmişti. Resulullah’a (Vahşî’ye niçin lanet etmiyorsun?) dediklerinde, (Mirac’da, Hamza ile Vahşî’yi kol kola, birlikte Cennet’e girerlerken gördüm) buyurdu. (S. Ebediyye)

İbni Sebecilere kanıp Eshab-ı kirama lanet edilmez. Eshab-ı kiramın hepsi cennetliktir. İki âyet-i kerime meali:
(Allah, [Eshab-ı kiramın] hepsine de en güzeli [Cennet’i] vaat etmiştir!) [Nisa 95]

(Mekke’nin fethinden önce Allah için mal verip savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlarla eşit değildir. Bunların dereceleri, sonradan Allah yolunda harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber, Allah hepsine de en güzel olanı [Cennet’i] söz verdi.) [Hadid 10]

Âyet-i kerimeleri açıklayan Resulullah efendimiz de buyuruyor ki:
(Eshabımın hiçbirine dil uzatmayın! Yemin ederim ki, bir kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, Eshabımdan birinin bir avuç arpası kadar sevab alamaz.) [Buhari, Ebu Davud]

(Eshabımı seven, beni sevdiği için sever. Beni sevmeyen de onları sevmez. Onları inciten beni incitmiş olur. Beni inciten de Allahü teâlâyı incitmiş olur.) [Buhari]

(Beni gören Müslüman [Eshab] Cehennem’e girmez.) [Taberani, İ. Begavi – Mesabih]

(Eshabım, peygamberler hariç, cin ve insanların hepsinden daha üstündür.) [Bezzar]

(Eshabımı kötüleyenler, Müslümanlıktan ayrılır.) [Beyheki]

(Eshabımı kötüleyene Allah lanet etsin!) [Taberani, Beyheki, Hâkim]

(Eshabımı kötüleyen hariç, Kıyamette herkesin kurtulma ümidi vardır.) [Hâkim]

(Eshabım arasında fitne çıkacak, o fitnelere karışanları, Hak teâlâ benim için affedecektir. Bu fitnelere karışan Eshabıma dil uzatanlar cehenneme girecektir.) [Müslim]

İlgili Yayınlar: