İstanbulun Fethi

فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ

Değerli müminler!
Tarihimiz, fetihler, fatihler, kahramanlıklar ve zaferler tarihidir. Ancak “fetih” İstanbul’la, “fatih” de II. Mehmed’in adıyla adeta bütünleşmiştir.

Tarih boyunca birçok devlet ve hükümdar tarafından kuşatılan İstanbul, Müslümanlar için son derece büyük bir anlama sahipti. Zira Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) asırlar öncesinden İstanbul’un fethedileceği müjdesini şu şekilde vermişti;
“İstanbul mutlaka fetholunacaktır. O’nu feth eden komutan ne güzel komutan ve O’nu feth eden asker ne güzel askerdir” Bu başarıyı ilk tebrik eden de Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bizzat kendisiydi. Bu, Müslümanlar için konulmuş bir hedefti. Daha güçlü olmayı, fetihler yapmayı anlamlı kılan bir sebepti.
Resûlullah (s.a.v.) buyurduysa İstanbul elbette fethedilmeliydi, fethedilecekti ve fethedilmişti de.

Muhterem Müslümanlar!
Osmanlı Devleti’nin İstanbul’a ilgisi kuruluş yıllarında başlamıştı. Osman Gâzi’nin, oğlu Orhan Bey’e, “İslâmbol’u aç, gülzâr (gül bahçesi) et!” vasiyeti Fatih’i İstanbul’a kilitlemişti. Devlet o zamanlar kendi içinde birlik ve bütünlük içindeydi. Zamanın en güçlü silahları ve dahice fetih planları hazırdı.

Fetih, II. Murat Han’ın oğlu ve Osmanlı pâdisâhlarının yedincisi olan II. Mehmed’e nasip olacaktı. Fetih, gerektiğinde karada gemi yürütecek kadar idealinden vazgeçmeyen Fatih Sultan Mehmed Han’a nasip olacaktı. Çünkü o Allahu Teala’nın şu nidasını çok iyi biliyordu; “Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”

Evet Kardeşlerim, azmedip tevekkül edilince başarı kaçınılmazdır! Anlamlı bir hedef, iyi bir plan, gerekli teçhizat, gayret ve duâ ile kapılar elbette açılacaktır! En büyüğünden en küçüğüne kadar başarının anahtarı “gayrettir, Allah’a güven” duymaktır. İstanbul’un fethinde adeta bu ayet-i kerimenin manası tecelli etmiştir, “ilahî kural ve kanunlar yine değişmemiştir.”

Bunun yanında Ebu Eyyub el-Ensârî (r.a.)’ın kabrini keşfederek askerin maneviyatını artıran, fethin her aşamasında Fatih’in yanıbaşında bulunan, görüşleriyle ve dualarıyla fethin mimarlarından olan Akşemseddin Hazretlerini zikretmeden geçemeyiz. İstanbul’a girerken Fatih, hocası Akşemseddin’in arkasından yürüyordu. Kendisini Fatih zannedip gül uzatan ahâliye, arkasındaki Fatih’i işaret etmiş, Fatih ise “Padişah ben isem de o, hocamdır. Gülleri ona verin” demişti.

Binlerce yıllık tarihi, doğal güzelliği ve coğrafî önemiyle İstanbul’un, Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilmesi elbette tesadüf değildir. Çünkü o, devrin en meşhur âlimlerinden dinî ve fennî ilimleri akademik düzeyde tahsil etmiş, tamamen ilmî bir muhit ve atmosfer içerisinde yetişmişti. Bu sebeple ilme ve alimlere karşı son derece saygılı idi. Çok gülmez, boş işlerle uğraşmaz, sürekli bir öğrenme ve keşfetme arzusu taşırdı. İstanbul’un fethinde bizzat kendisinin îcâd ettiği silah ve yöntemleri de kullanmıştır.

Aziz Cemaat!
İstanbul’un fethinde görüldüğü gibi tarihimiz, büyük zaferler, ihtişamlı fetihler ve asil kahramanlarla doludur. Günümüzde gençlerimiz ve çocuklarımız çeşitli film ve çizgi filmlerdeki hayali kahramanlara ve sanal modellere özendirilmektedir. Müslüman Türk milleti olarak bizim bunlara ihtiyacımız yoktur!
Aziz ve necip Türk milleti, geçmişte olduğu gibi bugün de Fatihler yetiştirebilir. Bilim-tekniği imanla ve İslam’la yoğurmuş, yetenek ve gayretini insanlığın dünya-ahiret mutluluğuna adamış güzide evlatlar yetiştirmek boynumuzun borcu olsa gerektir.

Bu sebeple çağ açıp çağ kapayan bu başarıyı iyi anlamalıyız. Fatih’in fetihle anlattığını anlamak, en çok, Fatih’in torunları olan bizlere yakışacaktır. Atalarıyla sadece övünen değil, onları anlayan, örnek alan ve üreten bir nesle ihtiyacımız vardır. Gençlerimizi ve çocuklarımızı insanlık için iyi, doğru ve güzel olan hedeflere yönlendirmeliyiz. Onları boş meşguliyetlerden alıkoyacak projeler oluşturmalıyız. Küçük yaşlardan itibaren onları ilim öğrenmeye teşvik edelim.
Unutmayalımki, bu şuurla yetişen gençler nice keşiflere ve İstanbul gibi nice eserlere imza atacaktır…

Fetihle bu milleti şereflendiren Yüce Mevlamız, bizleri zillete düşmekten muhafaza eylesin!

İlgili Yayınlar: