Toplumu meydana getiren en küçük birlik ailedir. Aile yapısı ve düzeni sağlıklı olursa, toplum da sağlıklı olur. Aksi taktirde toplumda bozulmalar meydana gelir ve kısa zamanda dağılıp gider. Büyük bir öneme sahip olduğu için Allahu Tealâ, aile düzenini bizzat şekillendirmiş ve görev dağılımını da kendisi yapmıştır.

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.” (Hucurat/13) ayeti, ailenin temelinde farklı cinsten iki insanın olduğunu bildirmektedir: Evin hanımı ve evin beyi. Bu iki insan, elmanın iki yarısı gibi biribirlerini tamamlar ve birçok konuda biribirlerine ihtiyaç duyarlar. İlahi ferman, karı-koca arasındaki ilişkiyi şu ince ifadelerle açıklıyor: “…Onlar (hanımlarınız), sizin için birer elbise, siz (erkekler) de onlar için birer elbisesiniz…” (Bakara/187)

Bu derece birbirlerini tamamlayan ve biribirlerine bu kadar ihtiyaç duyan karı-koca, bir ömrü birlikte geçirirler. Birlikte meydana getirdikleri ailenin sorumluluklarını da paylaşmaları gerekir.

Ailedeki sorumlulukları, iki grupta toplamak mümkün: Ailenin idaresi ve ihtiyaçlarının temin edilmesi ve ailenin şeref ve namusunu koruyup aileye ait olan değerlerin gözetilmesi. Allahu Tealâ bu vazife ve sorumlulukları, erkeklere ve hanımlara vermiş olduğu özelliklere göre taksim etmiştir: “Erkekler, gözetme, (yönetme ve koruma hususunda) hanımlar üzerinde sorumludurlar. Çünkü Allah, onların bir kısmını diğer kısmına karşı fazladan (farklı özelliklerle) donatmıştır. Ayrıca (erkeklerin sorumlu olmalarının diğer bir sebebi) erkeklerin kendi mallarından harcama yapmalarıdır. Onun için saliha hanımlar itaatkârdır. Allah’ın kendilerini koruması sebebiyle, gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar…” (Nisa/34)

Allahu Tealâ, ev idaresi ve ihtiyaçlarını temin etme vazifesini, kısaca ev reisliğini erkeğe vermiştir. Ev hanımlığı, ev reisine itaat etme ve ailenin şerefini her halükârda koruma vazifesinden de hanımları sorumlu tutmuştur. Bunun sebeplerini de açıklamıştır. Rabbimizin erkeklere ve hanımlara verdiği fiziki ve ruhi özellikler, vazife ve sorumlulukların yukarıda açıklandığı şekilde taksimini gerektirmektedir.

Fiziki yapı olarak erkekler daha güçlü ve daha dayanıklı yaratılmıştır. Ruhi yapı itibarı ile de koruyuculuk ve gözeticilik özelliklerine, hanımlara nisbetle daha çok sahiptirler. Hanımlar ise fiziki yapı itibariyle daha nazik ve daha narin yaratılmıştır. Ruhi yapıları ise daha hassastır. Onların bu hassasiyeti, genellikle samimi bir dostun gözetimine ve savunmasına ihtiyaç duyar. Bu itibarla ev idaresi, hanımların gözetilip korunması ve ihtiyaçlarının temini görevi erkeklere verilmiştir. Hanımlara ise, Allah’ın bir emri olarak beylerine itaat etmeleri, namuslarını ve aileye ait olan değerleri koruyup gözetmeleri emredilmiştir.

Erkeğin ev reisi olması üstün cins olduğu anlamına gelmediği gibi, hanımların ev reisine itaat etmeleri de ikinci sınıf insan oldukları anlamına gelmez. İki kişinin yapmış olduğu bir yolculukta bile birisinin başkan olması gerektiği, bizzat Resulullah (A.S.) Efendimiz tarafından tavsiye edilmektedir. Öyleyse, koca bir ömrü birlikte geçirecek olan eşler arasında düzensiz ve dengesiz bir hayat düşünülebilir mi?

Evlilik, sevgiye ve karşılıklı hoşgörüye dayanır. Sevginin ve hoşgörünün bittiği yerde aile de bir manada bitmiş olur. Sevgi ve hoşgörü, aile fertlerinin birbirlerine saygılı davranmalarını ve yapacakları işlerde birbirlerinin fikrini alarak, yani istişare yaparak hareket etmelerini gerektirir. Bu sebeple hem evin reisi hem de evin hanımı, aralarındaki sevgi-saygı ve hoşgörüyü zedeleyecek sözlerden ve davranışlardan uzak durmaya özen göstermelidir. Ailesine şefkat kanatlarını germeyen bir ev reisi ve beyine itaatte kusur eden bir hanım, bu dünyada huzursuzluk, ahirette azap ile karşılaşır.

Erkek-kadın bütün insanlar Allah’ın kullarıdır. Allahu Tealâ, sevgisini ve rızasını kazanma konusunda bütün kullarına fırsat eşitliği tanımıştır. Bu manada, kişinin ırkı ve cinsinin herhangi bir tesiri yoktur. Erkek-kadın, siyah-beyaz, kim Allah’ın verdiği imkanları, O’nun yolunda kullanırsa, sevgisini ve rızasını kazanır. “Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, en takva olanınızdır (Allah’tan en çok korkanınızdır.)” (Hucurat/13) Bu sebeple bir hizmetçi, takva ölçüleri içerisinde kendisine ikram edilen imkanları, Allah’ın rızası yolunda gücü yettiğince kullanırsa veli olur. Bu hizmetçisinin patronu, hizmetçisinden daha fazla imkanlara sahip olduğu halde eğer onları gerektiği şekilde Allah rızasında kullanmazsa, hizmetçisinin elde ettiği yakınlığa asla ulaşamaz. Aynı şekilde, karı ve kocadan hangisi kendisine verilen imkanları rıza yolunda daha çok kullanırsa, o Allah’a yakın kimselerden olur.

Bütün insanların Allah katında tarak dişleri gibi birbirlerine eşit olduğu anlamındaki hadis-i şerif, Allah’a yaklaşma konusunda yukarıda bahsedilen fırsat eşitliğine sahip olduklarını bildirmektedir. Bununla birlikte insanlar, kendilerine verilen özellikler ve imkanlar sebebiyle birbirlerinden farklılıklar arz ederler. Sahip oldukları özellikler ve imkanlar bakımından birbirinin aynısı olan iki insana rastlamak mümkün değildir. İşte ailedeki vazife ve sorumlulukların dağılımını bu anlayış içerisinde değerlendirmek gerekir.

Bir aile reisi, Allah’ın kendisine yüklediği vazife ve sorumluluğu, gönül rahatlığıyla kabul edip, Allah’ın emrine devamlı itaat halinde olduğunu düşünür ve elinden geldiğince görevini ve sorumluluğunu yerine getirmeye çalışırsa, bütün gününü ve gecesini ibadetle geçirmiş sevabı alır. Aynı şekilde bir ev hanımı, Allah’ın yaptığı görev taksimini gönül hoşluğuyla kabul edip, “Ya Rabbi! Sana ve Rasulü’ne itaat halindeyim. Sen emrettiğin için ev reisi olarak beyime de itaat ediyorum” diyerek namusunu ve edebini koruduğu sürece, gecesini ve gündüzünü ibadetle geçirmiş olur. Görevlerini bilen ve sorumluluklarını yerine getiren böyle bir aileye de Allahu Tealâ huzur, bereket ve iki cihan saadeti nasip eder

İlgili Yayınlar: