untitled
وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ
(Bakara 2/154)

İSLAM’DA ŞEHİTLİK VE
ÇANAKKALE ZAFERİ
Şehit; Allah yolunda canını feda eden, dinini, vatanını, bayrağını, namusunu ve devletini müdafaa ederken ölen Müslüman’a verilen vasıftır. O’na bu ismin verilmesinin sebebi, cennetlik olduğuna şahitlik edilmesi ve Yüce Allah tarafından çeşitli mükâfatlarla ödüllendirilmiş olmasındandır. Şehitlik Allah katında Peygamberlikten sonra en yüce mertebedir. Şehitler, hem Rahmân’ın övgüsüne lâyık olan hem Hz. Peygamber (s.a.v.)’in sevgisini kazanan hem de kul hakkı dışındaki günahları affedilen bahtiyar insanlardır. Şehid olmada ölçü, Allah’ın rızasıdır. Allah rızası ve sevgisine layık olmak için mücâdele eden, O’nun adını yüceltmek için çaba sarfeden, bütün gücüyle cihâd eden ve bu yolda canını veren de, şehid olmuş olur.

İnanan bir mü’min için dünyada elde edilebilecek en şerefli ve en saygı değer makamlardan biri şüphesiz şehitlik makamıdır. Allah Resûlü bir hadis-i şeriflerinde şehitlerin gördüğü ikramı bizlere şöyle anlatmaktadır: “Cennete giren hiç bir kimse, dünya üzerindeki her şey kendisine verilse bile, dünyaya dönmek istemez. Ancak şehid müstesnadır. O, göreceği ikramdan dolayı tekrar dünyaya dönüp on defa daha öldürülmeyi (şehid olmayı) temenni eder.”

Şehitliğin ne ulvi bir makam olduğunu Allah ve Resûlünden öğrenen bu milletin aziz evlatları yaşadığı her asırda, Allah yolunda nice kahramanlık ve fedakârlıklara şahit olmuştur. Zira onlar, Yüce Rabbimizin: “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, bilakis onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz.” Buyurduğu ayet-i kerimesine gönülden inanan, din, vatan ve bayrak uğruna canını seve seve feda eden eşsiz insanlardır.

Şanlı tarihimizin kahramanlık destanlarından biri olan Çanakkale zaferi, tarihte eşine az rastlanan anlamlı bir kahramanlık destanıdır. Hasta adam denilen bir devletin aziz evlatlarının kanlarıyla ve canlarıyla yazdıkları bir kahramanlık öyküsüdür. Bu zafer, dinin, vatanın, namusun ve bayrağın, kısaca bir milleti millet yapan değerlerin hiçbir zaman feda edilemeyeceğinin en açık kanıtıdır.
Bu destana imzasını atanlar; Sinoplu, Antalyalı, Mardinli, Sakaryalı, Musullu, Diyarbakırlı, İstanbullu, Makedonyalı, Vanlı ya da memleketin hangi köşesinden olursa olsun, kardeş olduklarını hiçbir zaman unutmayan fedakar, vefakar ve yüce gönüllü insanlardır. Çanakkale savaşında şehit olan 250 bin kişinin hayatlarının baharında verdikleri bu mücadele, bu gün bizi birbirimize düşürmeye çalışanlar karşısında birlik ve beraberliğimizi temin etmek adına alacağımız güzel bir örnek ve ders olmalıdır. Bu birlik ve beraberlik ruhunu ve inancını kaybetmediğimiz sürece üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun olmayacaktır.

Hutbeme son verirken bu eşsiz zaferin 95. yıldönümünde Çanakkale şehitlerimizi ve bu vesîle ile bütün şehit ve gazilerimizi, o çetin günlerin kahraman komutanlarını, gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyor, hutbeme bir ayet mealiyle son veriyorum: “Ey iman edenler, bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman, sebat edin ve Allah’ı çok anın ki kurtulabilesiniz.”

İlgili Yayınlar: