islamisohbetodalari-39 İhya i Ulumiddin Hakkında

imam Gazali’nin İhya-u Ulum’ud’Din kitabında faydalanılacak bölümler olduğu gibi, zararlı (uydurma, zayıf hadisler, tasavvufu anlayışlar) bölümler de oldukça bulunmaktadır. Bu kitap bilhassa Türkiye’d e oldukça revaçtadır. Bu kitabı avamın okuması tehlikeli sonuçlara sebeb olabilir.
Tevhidi, akaidie ve hadis usulune sahip olan bir kişinin bu kitabı okurken bu hataları görecektir ve zaten bu sebeble fazla da kullanma gereği görmeyecektir. Bilhassa günümüzde pek çok sahih bilgilerin muhtevasında olduğu eserlere ulaşmak oldukça basittir.

İlmi düzeyi düşük olan avam arasında, kitabın içindeki islam’daki akaide ve rivayet sahihliğine uygun olamayan bölümleri fark edemediğinden bu kitaba sarılması , hatta daha da ileri giderek ona kutsiyet verecek şekilde benimsemesi oldukça tehlikelidir.

İhya-u Ulum’ud’Din hakkında (alıntı) bazı alimler şunları söylemiştir:

Hafız İbni Kesir :
(Hicretin beşyüzbeşinci senesinde vefat eden meşhur şahsiyetleri anlatırken bu senede vefat etmiş olan Gazali’nin biyografisini verirken şöyle demiştir)
“Bu süre zarfında İhyaı Ulumuddin adlı kitabını yazdı. Bu, cidden hayret verici, takdire şayan bir kitaptır. Şeri ilimlerin birçoğunu kapsamına alır. Tasavvufa ve kalbi amellere dair latif olan meseleler ise adeta bir karışım halindedir. Lakin bu kitapta garip, munker ve mevzu olan birçok hadis vardır. Nitekim helal ve harama delil olarak dayanak edinilen furuatla ilgili diğer kitaplarda da bu tür hadislere rastlanmaktadır. el-Mevdu lir-Rekaik et-Tergib evt-Terhib adlı kitaplardaki bu tür hadisler diğerlerine göre daha azdırlar. Ebul Ferec İbnul Cevzi, sonra da İbn Salah bu hususta İmam Gazali’yi çok eleştirmişler ve ona çatmışlardır. Maziri, İmam Gazali’nin İhyai Ulumuddin adlı kitabını yakmak istemiş, diğer Mağriplilerde böyle yapmışlar ve şöyle demişlerdir:
Bu kitap bizim dinimizin değil, Gazali’nin dininin ihyasıdır. Dinimizin ilimlerinin ihyası Allah’ın kitabı ve Rasulullah’ın sünnetiyle olur!
Nitekim ben bu hususları TabakatuşŞafiye adlı eserde Gazali’nin biyografisini verirken nakletmişimdir. İbni Şukur de İhyaı Ulumuddin adlı eserin bazı yerlerinin gerçekleri yansıtmadığını ve buralardaki çürüklükleri faydalı bir eserde açıklamıştır.”

Gazali şöyle derdi:
“Ben, hadisteki ticareti revaçlandırıcıyım.”
Anlatıldığına göre ömrünün son zamanlarında, hadis dinlemeye, Buhari ve Muslim’in Sahih’lerini ezberlemeye yönelmiştir. İbnul Cevzi; İhyaı Ulumuddin üzerine bir eser yazmış ve bu eserine ”Diri kimseler ihyadaki yanlışlıkları bilmeli” adını vermişti.
El-Bidaye ve’n-Nihaye 13/333

Kadı İyaz
Şeyh ebu Hamid el-Gazali; kendisi hakkında çok kötü haberler olan ve korkunç kötü kitapları olan biridir. Sufilikde çok ileri gitmiş, sufiliğin savunucusu ve davetçisi olmuş ve bu hususta meşhur kitaplar kaleme almıştır.
Kitaplarındaki bazı bölümler, kendi aleyhinde değerlendirilmiş ve ümmet onun kötü biri olduğuna hükmetmiştir. Allah onun gerçek durumunu bilendir.
Sultanın emri ve batıdaki ulemanın fetvası onun kitaplarının yakılması ve bu kitaplardan uzak durulmasıdır. Bu emir ve fetvaların gereği yapılmıştır.
Siyer en-nubela 19/327

Nevevi
Nevevi, Receb ayının ilk cuma günü kılınan Regaib namazı hakkında sünnetten midir, yapılması hoş olan bir amel midir yoksa bidat midir diye sorulduğunda şu şekilde cevap vermiştir:
“Bu şeytani bir ameldir ve çok şiddetli biçimde eleştirilmiş bir bidattir.”
Sonra şöyle devam etmiştir:
“Birçok ülkede çok sayıda kişi tarafından bu namazın kılınıyor olması yahut Kutul Kulub veya İhyaı Ulumuddin gibi kitaplarda bahsi geçiyor olması seni aldatmasın. Bu hiçbir temeli olmayan bir bidattir.”
el-Miyarul Magrib 1/300

Ibnu’l Cevzi

el-Muntazam isimli eserinde şunları söylemektedir:
”Gazali İhyayı yazmaya Kudusde başlamış ve Şam’da tamamlamıştır ancak, eserini sufilerin metodu ile yazarak fıkıh kurallarına riayet etmemiştir.”
Sonrasında Gazali’nin İhya’da yer verdiği ve fıkhi kuralları ihlal eden garip hikayelerine bir kaç örnek vermekte ve bu hikayeleri şu sözleriyle noktalamaktadır:
”Ben kitabındaki yanlışları ‘Yaşayanlar İhyadaki yanlışlıkları bilmeli’ isimli kitabımda bir araya topladım ve Telbis’u İblis (Şeytanın Hileleri) isimli eserimde bu kitabdaki bazı yanlışlıklara işaret ettim.”
Bu sözlerinin ardından İhyada geçen garip ifade ve uydurma hadislere örnekler vermeye devam etmiş ve İhya hakkındaki sözlerine şu şekilde son vermiştir:
”Gazali İhya’da çok sayıda uydurma ve zayıf hadise yer vermiştir, bunun sebebi de rivayet ilmi konusundaki yetersiz ilmidir. Ona düşen bu rivayetleri bir bilene danışmakken, o karanlıkta odun toplayanın topladığı gibi bu rivayetleri kitabında nakletmiştir.
Bazıları İhya deli divanesi olmuş, ben de bu kimseleri uyararak kısaca İhya’daki hatalı yerleri, düzeltimesi gereken yerleri ve uygunsuz durumları ortaya koydum.
al-Muntazim (9/169-170)

İbnul-Cevzi; Saydul-Khaatir isimli eserinde (s. 374) Gazali’nin tarihi yanlışlıklarına yer vermiştir:
”Ben Gazali’nin İhya isimli eserinde, hadislerle tarihi olayların şaşırtıcı biçimde birbirine karıştırılmış olduğunu gördüm ve bu hataları bir kitap da topladım.”
Yine sayfa 399’da, İhya’yı; içerisinde gizli tehlikeler, sıhhatsiz rivayetler ve şeriate aykırı şeyler barındıran kitaplar arasında zikretmiştir.
(Saydul-Khaatir)

İbnu’l-Cevzi; ‘Şeytanın Hileleri’ isimli eserinde ‘Şeytanın Sofilere Oyunu’ başlıklı bölümünde sufilerin tarihi gelişimini kronolojik olarak verip sufi literatürünü aktarırken sıra Gazaliye gelmiş ve şöyle demiştir:
”Sonra Ebu Hamid el-Gazali geldi ve onların (sufilerin) uslubuyla İhyaı Ulumuddin isimli eserini neşretti. Gazali birçok hadisin uydurma olduğunu bilmeden kitabına aldı. Kitabında mukaşefe ilmine dair hususlara yer verie ve yine fıkhi kuralları bir kenara bırkamıştır. Ve o kitabında İbrahim (a.s.)’ın gördüğü yıldız, güneş ve ayın bilinen güneş, ay ve yıldız olmadığını aksine onların Allah’ı gizleyen nurlar olduğunu söyledi ki bu söz Batınılerin sözlerine ne kadar da benzemektedir!”

Sonrrasında Mufasah Bil Ahval isimli eserinde (s. 162 -253) Gazalinin sarfettiği birtakım sözlere değinen İbnu’l-Cevzi daha sonra sözlerini şu şekilde bitirmektedir:
”Bu kimselerin böyle eserler tasnif etmeleri sünnet bilgilerinin az oluşu, İslam’ı ve hadisleri bilmemeleri ve bu yoldakilerin hoş gördüklerine yönelmeleri sebebiyledir.”

İbnu’l-Cevzi daha sonra kitabın çeşitli yerlerinde (S. 217-316) İhya’daki yanlışlıklara değinmiştir. Yine Gazali hakkında kullanmış olduğu şu ifadeler de ilginçtir:
”İmam Gazali’nin o yüce fakihliğine rağmen nasıl bu kimselerle berbaer olduğuna şaşıyorum. Fıkhi mertebedeyken onların mertebesine inmesi çok gariptir!” (Telbis’u İblis)

İbnul-Cevzi Minhacul-Qasidin’de ise şöyle demektedir:
”Bil ki, İhya’da öyle büyük tehlikeler vardır ki bunları ancak alimler anlar, kitapdaki en küçük hatalar hiçbir temeli olmayan ve uydurma olan hadisler ile, bir sahabeye kadar uzayan rivayet zinciri ile sanki peygamber (s.a.v.)’den naklediliyormuş gibi getirilen rivayetlerdir. O bu rivayetleri bulduğu üzere nakletmiştir, kendisi uydurmamıştır. Ve uydurma hadise dayanarak ibadet etmek caiz olmadığı gibi, uydurma kelimelerle bir araya getirilmiş sözleri almak da caiz değildir.

Nasıl olurda Allah rasulunun (s.a.v.) hakkında tek kelime dahi etmediği gece ve gündüz ibadetleri dayatırsın?
Nasıl olur da, sufilerin sözlerinin seni esir almasına izin verirsin, ki o kitabında sayılmayacak kadar çok bu sözlere yer vermiştir. Onun nefs tezkiyesi, insanları açlığa çağırması ve hiç bir gereği yokken insanları seyahetlere davet etmesi, harabe yerlere erzaksız gidilmeye teşvik etmesi, ve buna benzer şeylere Telbis’u İblis’de yer verdim ve ben bir başka kitap daha yazarak, ondaki faydaları bir yana bırakmaksızın bütün saptırmalarına değineceğim.
İlerleyen sayfalarda yine aynı şekilde ifadelere yer veren İbnu’l-Cevzi, Telbis’u İblis’de (s. 16-17) değinmiş olduğu İhyada’ki yanlışlıkları liste olarak veriyor ve yukarıda yazmış olduklarına ek olarak ‘Fena’ ve ‘Beka’ inancını da sayıyor:
”Onun sufilerin sözlerinden ‘Fena’ ve ‘Beka’ inancına dair naklettiği ve tavsiyede bulunduğu sözleri duymanı nasıl isterim”
(Muhtasar Minhacul-Qasidin)

İbni Arabi

İmam Ebu Bekir İbni Arabi’nin ; Gazali hakkındaki şu sözleri deyimleşmiştir:
”Şeyhimiz Ebu Hamid felsefecileri yutmuş, onları kusmak istediğinde ise kusamamıştır.”
Sonrasında İhya’daki Tevekkul bölümünde kaderle, Allah’ın yaratmasıyla ve Allah’ın kudretiyle alakalı bölümleri eleştirerek, Gazali’nin felsefecilerin görüşlerine sarıldığını belirtmektedir.
(Zehebi, Siyer : 119/3371)

İmam Abdullah ibni Musa el-Faştali

Raşid ibni Ebi Raşid el-Velidi el-Maliki ”helallar ve haramlar” isimli kitabında İmam Abdullah ibni Musa el-Faştali’nin şunları söylediğini nakletmektedir:
”Eğer Kuşeyri’nin derlediklerini toplama imkanım olsaydı hepsini toplar ve denize fırlatırdım, Gazali’nin kitaplarını da…” ve yine ondan şunları işittiğini nakletmiştir:
”Ben Rabbimden kıyamet günü beni Ebu Muhammed İbni Zeyd (Kayravani) ile haşretmesini isterim, Gazali ile değil”
(Nail el-İbtihaj bi-Tetriz el-Daibaj: 117)

Sultan Ali ibni Yusuf ibni Taşfin

Dönemin sultanıdır ve İhya’nın yakılmasını emretmiş ve yaktırmıştır. Zehebi onun hakkında şöyle der:
”Cesur, mucadeleci, adil, dinine düşkün, takvalı, erdemli, alimlere saygılı ve alimlerle iştişare eden biriydi.”
(Siyer Alemun Nubela, 20/124).

Hafız Zehebi 537 yılında ölenlerden bahsettiğinde sultan hakkında şunları kaydeder:
”Ali İbni Yusuf İbni Taşfin müslümanların komutanı ve Fas çevresinin sultanıydı. Adaletiyle, dine düşkünlüğüyle, Allah’a ibadetiyle, iyi bir vicdan sahibi oluşuyla, alimlere karşı düşkünlüğüyle ve kelama ve kelamcılara karşı şiddetli düşmanlığıyla bilinirdi. Ebu Hamid’in kitapları kendisine ulaştığında, yakılmasını emretti ve bu konuda çok kararlı davrandı.”

Gazali’nin kitaplarını yakma emrini döneminin fakihlerinin icmasıyla almıştır.

”Ali İbni Yusuf İhya’yı yaktırdı ve bu kararı döneminin alimlerinin icmasına dayanmaktaydı” (El-Miyar El-Mureb (12/185)

bununla birlikte burada aktarılan görüşler İmam Gazali’nin zatına hakaret babında algılanmamalıdır. İmam Gazali sufilerin, kelamcıların yolunu tutmuştu ve yukarıda aktarıldığı gibi hadis ilmi az olduğu için uydurma hadisleri kitabına almıştı. ancak burada İmam Gazali’ye(rahmetullahi aleyh) bir hakaret yoktur ki yazıda belirtildiği gibi İmam Gazali de bu eksikliğinin farkına varıp Buhari ve Müslim hadislerini dinlemiştir ömrünün son zamanlarında. Ki ölmeden önce de eski görüşlerinden tövbe ettiği şöyle rivayet edilmiştir:

“İmâm el-Gazâlî Sahîhu’l-Buhârî’yi vefat ettiği gün göğsüne koymuş ve şöyle diyordu: “Ben tevbe ediyor ve Sahîhu’l-Buhârî’de olanlar üzerine vefat ediyorum.”
Tabakâtu’s-Subkî (4/110-111); İbn Teymiyye, es-Safediye (s.211); İbn Kesir, el-Bidâye ve’n-Nihâye (12/174)”

islami sohbetislamislami radyo

İlgili Yayınlar: