besmele

islamda-anababa-hakkı2

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ …وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّهِ

EMR-İ Bİ’L-MA‘RÛF NEHY-İ ‘ANİ’L-MÜNKER
Emr-i bi’l-Ma‘rûf; iyiliği emretme, Nehy-i ‘ani’l-Münker ise kötülüğü yasaklayıp ondan alıkoyma demektir.
Ma‘rûf, Kur’an ve sünnete uygun düşen, Allah’ın razı olduğu şeylerdir. Münker de Allah’ın râzı olmadığı, haram kıldığı şeylerdir.

Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de iyiliği emredip kötülüğü yasaklamanın farz olduğunu şu âyet-i kerimeyle bildirir: “Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz.”
Bu önemli vazifeyi gücü yettiğince ifa etmek bütün müminlerin görevidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Sizden biriniz çirkin bir iş görürse, onu eliyle değiştirsin; eğer buna gücü yetmezse, diliyle uyarsın; buna da gücü yetmezse, kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir.” buyurmuştur.
Âlimler ise bu görevi en güzel şekilde yerine getirmekle sorumludur. Kur’an-ı Hakîm’de: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır” buyrulmaktadır.
Emr-i bi’l-Ma‘rûf ve Nehy-i ‘ani’l-Münker farzını yerine getirmek ağır bir sorumluluktur. Fahr-i Kâinat Efendimiz bu görevi yerine getirmeyenlerin durumunu şöyle haber vermektedir: “Bana hayat bahşeden Allah’a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah, kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman duâ edersiniz, fakat duânız kabul edilmez.”

İnsan, başkalarına tavsiye ettiği şeyleri öncelikle kendi yerine getirmeli, yasakladığı kötülüklerden de kendi vazgeçmelidir. Allah-u Teâlâ âyet-i kerîmede: “Siz Kitabı okuyup durduğunuz halde, kendinizi unutup başkalarına iyiliği mi emrediyorsunuz? (Yaptığınız şeyin çirkinliğini) anlamıyor musunuz?” buyurmaktadır.
İnsan, kendine karşı sorumluluğunu yerine getirdikten sonra aile, akraba, komşularına ve topluma iyi bir örnek olmaya çalışmalıdır. Kur’an-ı Mübîn bu konuda, Hz. Lokman’ın oğluna tavsiyelerini şöyle ifade etmektedir: “Yavrucuğum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.”
İyiliği emredip kötülükten alıkoymanın elbette ki bir usûlü olmalıdır. Bu görev yerine getirilirken kaba ve kırıcı davranışlardan uzak durulmalıdır. Kur’an-ı Hakîm’de bize şöyle bir yol gösterilmektedir: “Affetme yolunu tut, iyilik ve güzel davranışla emret, kendini bilmeyen câhillerden yüz çevir.” Bir hadis-i şerifte de: “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.” buyrulmaktadır.
Kıymetli Mü’minler!
Allah-u Teâlâ iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlara merhamet edecektir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de bu vaat açıkça bildirilmektedir: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Değerli Kardeşlerim!
Her birimiz birer Müslüman olarak emr-i bi’l-ma‘rûf nehy-i ani’l-münker bilincine sahip olmalı, kendimiz ve etrafımızda olup bitenlere duyarsız kalmamalıyız. Artık, “her koyun kendi bacağından asılır” ve “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” duyarsızlığından kurtulmalı, insanlığı esenliğe çıkaracak ve Allah Teala’ya yaklaştıracak adımlar atmalıyız.
Hutbemi, ibadet şuuruyla iyiliği emredip kötülükten alıkoyanları müjdeleyen şu âyet-i kerîme ile bitiriyorum: “Bunlar (Allah’ın, mallarını ve canlarını kendilerine verilecek cennet karşılığında satın alacağı kişiler), tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele.”

İlgili Yayınlar: