besmele

ad

Edepli Bir Hayat Sürmek Kardeşlerim Edepli Bir hayat Sürmenin Aslında Çok yönleri var ama en önemliside nefisdir şimdi kardeşlerim yazımıza şöle devam edelim inş öncelikle.

MÜSLÜMAN DA HAYA VE EDEP

Kâinatın yaratıcısı ve sahibi yüce Allah, dünya üzerinde kendisine halife kılmak üzere insanı yaratırken, ona madde ve mana planında iki yüksek vasıf ikramında bulunmuştur. Bunların ilki, insanın ahseni takvimde yaratılması, ikincisi de insanın eşrefi mahlûkat oluşudur…
İnsanın en güzel kıvamda ve surette yaratılışını ve eşrefi mahlûkat makamını koruması, onun halifelik vazifesini ifa etmesinin en hayati şartıdır…

Allah, madde ve mana planında bu şartı yerine getirmesi için, insanoğluna birçok üstün ve ulvi melekeler, kabiliyet ve maharetler ihsan etmiştir… Bunların en önemlisi, hayâ ve edeptir.

Hayâ, insanı utanılacak şeylerden ve Allah’ın hoşuna gitmeyen işlerden ve günahlardan koruyan melekedir, Allah’ın korkusu ile günah işlemekten kaçınmaktır.

Mükemmel imana sahip olmak için, bir müslümanın haya edep taşıması gerekmektedir. Kâinatın Efendisi Peygamberimiz bunun için bir hadislerinde “Hayâ imanın bir şubesidir” buyurmuştur.

Yine Peygamber Efendimiz, her müslümanın hayâ çerçevesi bahsinde, Hz. Osman-ı zinnureyni (R.A.) ideal hedef olarak işaret buyurmaktadır.

Haya sahibi olmak, pürüzsüz ve tam itikat sahibi olmanın yolunu açar… İnsanı, Allah’ın “yap!” dediğini yapmaya, iyiliği telkin ve tembih etmeye… Allah’ın “yapma!” dediğinden sakınmaya ve kötülüklerden alıkoymaya sevk eder ki, böylece insan, ahsen-i takvimi korumuş olur. Eşrefi mahlûkat makamında sabit kalır ve böylece dünyayı ahiretin tarlası kabul eden şuurlu Müslüman halinde yaşar.

Edep ise, kavlen ve fiilen, düşüncede, sözde ve işte, Allah’ın emrettiği çerçevede, lütuf ile muamele etmek, hayırlı ve müspet düşünmek, konuşmak ve çalışmaktır…

Edep, terbiye sahibi olmak, akilâne davranmak, uslu olmak, Allah Resulü Efendimizin örnek ahlakı ile ahlaklanmak, güzel ahlak sahibi olmaktır…

Edep, ifade ve tavırda, hiçbir bayağı ve çirkin hususun bulunmaması, gerek söz gerekse fiilin zarafet ifade etmesidir…

Edep, söz ve davranışla insanları iyiye, doğruya ve güzele davet etmeli, kötü huylardan alıkoymalıdır…

Ecdadımız, edep melekesini insanların sosyal yaşantısına, genel kurallar düzeni halinde tatbik etmiş ve buna da “ Adab- ı Muaşeret” demişlerdir.

Adab, edebin çoğulu manasında usul, yol, yordam, davranış kaideleri, terbiyenin gerektirdiği konuşma ve hareket tarzıdır.

Adabı muaşeret; beraber yaşayışta, hoş ve İslama uygun şekilde yaşama ve geçinme usulleri ve kâinatın Efendisi Peygamberimizin sünnetine uygun hareketlerdir. İnsanlara karşı, Allah’ın emrettiği çerçevede edepli olmak, insanca ve müslümanca yaşamak ve Allah’ın Resulünün sünnetini dikkatle uygulamaktır.

Ahseni takvimde yaratılmış bulunmanın ve eşref-i mahlûkat derecesini muhafaza etmenin hayati şartlarından edep, işte budur.

Peygamberler Peygamberinin edep hakkındaki, aklı aydınlatan, idrak ve şuura yol gösteren şu mübarek hadisi şerifine dikkat kesilelim:

– Bil ki, bir çocuk için edep, nesepten önde gelir. İnsanı edepsizlikten koruyan edep melekesi, güzel sözleyen ve güzel yazanları Edip, İlmin güzelliklerinin toplanışına Edebiyat, Doğru ve iyi ve güzel sanatları da Edebi Sanatlar olarak vasıflandırmıştır…

Hayâ ve Edep sahibi yeni nesiller yetiştirmek, Müslüman anne ve babalara Allah’ın emri ve Resuller Resulünün kurtuluşu müjdeleyici gereklerindendir.

Büyük hesap gününde, hepimizin isminin hayâ ve edep sahibi olanların listesinde yazılmışlardan olunması dileği ile…

İlgili Yayınlar: