BENCİLLİK VE FEDAKÂRLIK

فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَاسْمَعُوا وَأَطِيعُوا وَأَنْفِقُوا خَيْرًا لِأَنْفُسِكُمْ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Değerli Din Kardeşlerim!
Bencillik, kişinin kendinde olan bir hayrın başkalarında olmasını istememesi ve elindekini paylaşmada kıskançlık göstermesidir. Fedakârlık ise kişinin, elinde olanı bir başka insanın hayrı için vermesi ve paylaşmasıdır

.
Değerli Müminler!
Allah’a iman etmiş bir mümin bilir ki elinde olan her şey Allah’tandır ve kendisi bir emanetçi hükmündedir. Kökeni kibir ve kıskançlık olan bencil arzu ve meyillerden kurtulmak ise hem dünya hem ahiret saadetinin anahtarıdır. Zira Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır; “Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah’tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından korunursa; işte onlar, felah bulanlardır.”
Aziz Müminler!
Gerçek fedakârlık, sadece Allah rızası için değer verdiği şeylerden hiç düşünmeden, severek ve isteyerek feragat etmektir. Kişinin, zor durumda kalacak olsa bile, kendi menfaatini bir yana koyup Allah’ın rızasını tercih etmesidir. Bakınız Cenab-ı Hakk Kur’ân-ı Kerim’de ne buyuruyor: “Onlar, kendileri darlık içinde olsalar bile, diğerlerini kendi öz canlarına tercih ederler”
Muhterem Müslümanlar!
Peygamber Efendimiz (sav) “İki kişinin yemeği üç kişiye, üç kişinin yiyeceği de dört kişiye yeter” buyurmuş; elimizde bulunan nimet ya da imkânların, bunlardan fedakârlık yapılıp paylaşıldığında artacağını müjdelemiştir. Bu anlamda O (sav), her zaman muhtaç olanları kendisine tercih eder, elindekileri hemen ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı. Bir gün bir koyun kesmiş ve etinin fakirlere dağıtılmasını istemişti. Bir ara Hz. Aişe Validemize “Ondan geriye ne kaldı?” diye sordu. Hz. Aişe (ra): “Sadece bir kürek kemiği kaldı” dedi. Fahri Kâinat Efendimiz (sav) bunun üzerine şu muazzam cevabı verdi: “Desene bir kürek kemiği hariç hepsi bizim oldu.”
Yine Peygamber Efendimiz (sav) ile ashabı arasında geçen şu diyalog da bir müminin her koşulda hayır yapması ve fedakârlıkta bulunması gerektiğini bize anlatıyor:
Bir gün Efendimiz (sav) buyurdular ki: “Sadaka vermek (hayır yapmak) her müslümanın görevidir.” Buna karşılık bir gurup sahabe; Ya malı yoksa yâ Resûlallah, dediler. “Çalışıp kazanır, hem kendi ihtiyacını karşılar hem de başkalarına iyilik eder” buyurdu. “Ya çalışacak gücü ve imkânı yoksa?” dediklerinde, O; “Bedeniyle insanlara yardım eder” buyurdu. Yine sordular: “Ya Rasulallah, buna da gücü yetmiyorsa?” Efendimiz buyurdular ki: “Herkese güzel söz söyler, güzel dileklerde bulunur. Bu da bir sadakadır, hayırdır.” Görüldüğü gibi kardeşlerim, her şart ve koşulda bir mümine düşen bencil isteklerinden sıyrılıp fedakârlıkta bulunmaktır.
Muhterem Cemaat!
Her birimiz dünya ve ahiret hayatında saadet ve selamet istiyoruz. İşte bunun en emin ve kolay yolu başka insanların yardımına koşmak, onların mutluluğuyla mutlu olmaktır. Hutbemi bu değişmez hakikati ifade eden ayet-i kerime ile bitirmek istiyorum:
“Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.”

İlgili Yayınlar: