Namaz kılmamanın mazereti olabilir mi

 

 

Ömer b. el-Hattâb radiya’llâhu anh’den:
Şöyle demiştir: Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem’den işittim, buyuruyordu ki:
Ameller (in kıymeti) ancak niyetlere göredir.
Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur.
Artık nâil olacağı bir dünyâ veya nikâh edeceği bir kadından dolayı hicret etmiş kimse varsa hicreti
(Allâh’ın ve Resûlünün rızâsına değil), sebeb-i hicreti olan şeye müntehîdir

 

Allah Resûlü’nden hicret sebeb olduğundan dolayı ana içerek  hicrettir Mekke’den Medine’ye herkes Allah için hicret ediyordu. Ancak ismini bilemediğimiz bir sahabi, sevdiği Ümmü Kays adındaki bir kadın için hicret etmişti.(Kastalanî, İrşadü’s-Sârî, 1/55) Şüphesiz bu zat bir mü’mindi ama, niyet ve düşüncesi davranışlarının önünde değildi…

“Mü’minin niyeti, amelinden hayırlıdır.”(Mecmeu’z-Zevâid, I/61,109)

, sadece hicret değil, bütün ameller niyete göredir. İnsan hicret etmek istediğinde niyeti, sadece Allah ve Resûlü (asm) olursa, bunun karşılığı olarak Allah ve Resûlü’nü bulur. Bu namazda da, oruçta da, zekatta da hep böyledir.  zikrettiğimiz bir hadîste de ifade edildiği gibi, Allah’ın hakkını gözeten insan, Rabbini hep karşısında bulur. Bu buluş, O’nun rahmet, inayet ve keremi şeklinde olur. İnsan, bunları bulduğunda coşar, kendinden geçer ve secdeye kapanarak Rabbine yakınlığını arttırmaya calısır  Ve Rabbine yaklaştıkça da bütün amellerine bu duygu, düşünce hakim olur. Bu hakimiyetin gölgesinde, her şeyin değişip başkalaştığı âleme geçtiğinde, yani kabirde, berzahta, haşirde, sıratta da yine Rabbini hep karşısında bulur. Şayet amelleri, onu Livâü’l-Hamd’e ulaştırabilirse, orada da İki Cihan Serveri (asm)’ne mülâki olur ve tasavvurlar üstü bir maiyyete erer.

“Dikkat edin! İnsanın bünyesinde bir et parçası vardır. Eğer o salah bulursa bütün ceset salah bulur; eğer o bozulursa bütün ceset bozulur. Dikkat edin o, kalbtir.” (Buhari, İman, 39; Müslim, Müsakat, 107; Müsned, IV/280).

hadîs-i şerif şu hususlara da delâlet, hiç olmazsa,

1) Niyet, amelin ruhudur; niyetsiz ameller ölü sayılır.
2) Niyet, hasenâtı seyyiâta, seyyiâtı da hasenâta çeviren nurlu ve sırlı bir iksirdir.
3) Amelin amel olması niyete bağlıdır; niyetsiz hicret, turistlik; cihad, bâğîlik; hac, aldatan bir seyahat; namaz, kültür fizik; oruç da bir perhizdir. Bu ibadetlerin, insanı cennetlere uçuran birer kanat haline gelmesi ancak niyet mülâhazasıyla mümkün olur.
4) Ebedî cennet, ebedî kulluk niyeti, ebedî cehennem de ebedî inkâr ve ebedî küfür kastının neticesidir.
5) İnsan niyeti sayesinde, çok küçük bir cehd ve az bir masrafla çok büyük ve çok kıymetli şeyler elde edebilir.
6) Niyet kredisini iyi kullanabilenler, onunla dünyalara talip olabilirler.
7) Dünya ve kadın, nimet olmaya müsait yaratıldıkları halde, o nimetlerin suistimâli veya onlarla olan münâsebetlerin dinî kıstaslara göre ayarlanamaması neticesinde, bu nimetler Allah ve Resûlü (asm)’nün hoşnutluğuna alternatif olabilir. Dolayısıyla da kazanç kuşağında insana her şeyi kaybettirebilirler…

 

 

 

 

İlgili Yayınlar: